4 Ocak 2017 Çarşamba

2017'de Turkiye ve Dunya ile Ilgili Ongorulerim


Bu yazi aslinda gecen yil yazidigim http://aasmaestefan.blogspot.com/2016/01/2016-ve-2017de-turkiye-ve-dunyada-neler.html yazisina ait bir guncellemedir ama cok uzun olunca ayri bir baslik altinda paylasma karari aldim. Her iki yazi birlikte okunursa iyi olur.


Buyuk uyanislar buyuk yikimlardan, acilardan ve soklardan sonra olur. Bu sene uyanamayanlarin uyanisi icin onemli olaylar olur. Siddet de artar, sevgi ve merhamet te.

2016'da almadigimiz her ders, 2017'de baska sekilde tekrar edecek. Bireysel olarak, ulke olarak ve de dunya olarak. Ilk 6 ay, cok zor gececek sonra dongu yavas yavas pozitife dogru donecek. Ikinci yarida yaz sonundan itibaren isigi gormeye baslariz.

Eger bir ulkenin; askerini, istihbarat kurumunu, parti baskanlarini ve bir cok devlet kurumlarinin basina gelecekleri baska ulkeler belirliyorsa o zaman bunlarin hicbirinden o ulkeye hayir gelmez. O ulkenin degil, kendisini basa getirenlerin cikarlarini kollarlar. Turkiye 1938'den beri dis planlarla yonetiliyor. Milli sandigimiz bircok kurum milli degil. Ordu icinde sadece Nato'ya hizmet eden cok asker var ve bunlar su an hala onemli mevkilerde. Her an sorun yaratmalari olasi..Ulkeyi, icinde bulundugu bu durumdan cikarmak ve boyle yerlesik bir duzeni yikmak hem yillar alir, hem acilarla olur, hem de buyuk cesaret ve toplumsal destek gerekir. Hele ulke icinde yuvalanmis tum gerici, hain ve boluculerin yok edilisi en zor olanidir. Suriye'de neler yasandigini gorduk.

Bu alanda yapilacak buyuk degisimler icin halkin buyuk destegini alacak liderler lazim. Su an ki lidere verilen buyuk destek bu baglamda onemlidir ama malesef bu destegi, ulkeyi parti devletine donusturmekte kullaniyor. Yine de ileride, kendisine inanip destek verenleri adim adim hayal kirikligina ugratacagina inaniyorum. Ego soz konusu ise, etrafindakiler bile bir zaman sonra hedefe donusuyor.

Lutfen sabirli olun ve ilahi plana guvenin. Evet zor gunler var onumuzde ama hicbir yikim ve yeniden insa kolay olmaz. Dunyadaki buyuk degisimlerin baslangici olan Fransiz ihtilali'nde yasananlari hatirlayin.

Dunya simdiye kadar binlerce yildan beri egoya, zihne dayali bir sistemle yonetildi. Yeni cagi olusturacak bizler ve cocuklarimizin amaci ise; kalbe dayali yeni bir sistemi insa etmektir. Dunya olarak; zihinden kalbe iniyoruz.Yeni sistemi insa etmek icin de once eskiyle yuzlesip, onun tum karanlik, sorunlu yanlariyla yuzlesmemiz gerekiyor. Tam anlamiyla bir yikim gerekir ki geride kalan saglam parcalarla yenisini insa edebilelim.. Iste su an tum dunya da yasanan budur.

Eskinin yikilisi....

Turkiye'deki yikim; 2000 yilina girdigimiz andan itibaren eski sistemin yikilisini gerektirecek tum yanlislarin yuzeye cikmasiyla basladi. Bu yikma gorevi ise simdiki malum kisilere verildi. Ama onlar esas insa ediciler degil. Kendileri sadece sistemin tum curumuslugunu, icimizde barindirdigimiz tum karanligi ve kotuyu yuzeye cikartmakla gorevlidirler. Son yasanan aci olaylara bakinca bu disa vurmanin, icimizdeki karanligi, kini ve nefreti kusmanin gerekliligini gorebiliriz. Bastakilerin karanlik dusunce ve davranislari, onlar gibi olanlari aciga cikarip, miknatis gibi kendilerine cekmistir. Birlikte negatif bir guc odagi olusturup ulkeyi cehenneme cevirmislerdir. Ulkede her alanda korkunc bir ayrisma olmus ve kim, nereye ait, kendini acikca belli etmistir. Maskeler dusmustur. O kadar cok kotu, hain, ayristirici, bolucu, gerici ve irkci yanimiz varmis ki..tek tek yuzlesiyoruz hepsiyle.

Yillardir yapilan yanlislarla tum kurumlar islemez hale getirildi. Boylece tek kisi imparatorlugu, gercek demokrasiye olan ozlemimizi aciga cikardi. Bu yuzden de simdiki yikicilarin, attiklari her adim bence ilahi yikim planina dahildir. Kurmaya calistiklari insan, hayvan ve doga dusmani sistem; ilerde guc dengeleri degistiginde en basta kendilerine zarar verecektir. Hic bir guc, sonsuz degildir...Dongu, karanliktan isiga gececek.

"Bazen planlarimiz gerceklesmez, hatta bir felaketle sonlanir; iste o zaman Tanri'nin sizin icin baska bir plani vardir."

                                 Buddha

Ben 2019'da olacak buyuk bir kitle uyanisina tanik olacagimizi dusunuyorum. Gorevli gokkusagi cocuklari ve indigolar, kozmik askerlerle birlikte ozlem duydugumuz yeni sistemi insa edecekler. Tipki 1919'da oldugu gibi. Yasanilan olaylardan ders alinmadigi zaman olaylar farkli zamanlarda tekerrur eder. Ilahi plan derki; bu dersi atlayamazsin, sonraya erteleyemezsin..illa da ogrenceksin...1919 da almadin dersini, sana 2019'da bu dersi yeniden yasatirim..Taa ki akillanip ogrenene kadar. Ata'nin hakliligini gorene kadar...

Biz, butun olarak bu dersi alamadigimiz, o muhtesem 1919 ruhunu hazmedemedigimiz icin ulke olarak, bugun yeniden hasta yataginda kivranan kanserli bir adama donustuk. Bir kere daha birlik ve beraberlik icinde olmayi ogrenene kadar da bu yatakdan cikamiyacagiz. Iyilesmek icin tek ilac; sevgi, baris, birlik beraberlik icinde kardesce yasamaktir.


Turkiye'de mevcut duzenle dibe cokus bu sene de devam eder. Ayrica belirteyim; 2018 ve 2019, 11 ve 12' nin enerjisiyle buyuk degisimlere, buyuk uyanislara sebep olacaktir. Turkiyenin yukselisinin 2025'te ortaya cikacak bir liderle baslayacagina inaniyorum. O ana kadar ki yasayacaklarimiz sadece sistemin yanlisliklariyla yuzlesmek ve tamir etmeye calismak olacak. 2023'te ulkede, Turkiye Cumhuriyeti olarak; halk, doga, hayvan, sevgi ve baris odakli yeni bir baslangic yapilacagini ongoruyorum. Bu yeni sistemin belirleyicileri indigolar ve yildiz tohumlaridir. Yukselticileri ise kristaller ve elmaslardir.

Bu donemde kendi icindeki karanlikla yuzlesmekte olan tek ulke biz degiliz. Tum dunya ulkeleri de bu arinmayi yasiyorlar. Abd, yeni sistem icin gerekli olan yikimi ve duzenlemeleri son secilen baskanla yasayacak. Burda da biriken sorunlar yuzeye cikacak. Bu yuzden siddet ve protestolarda artis gorunuyor. Zaten yerlilere, siyahlara ve baska ulkelerin ic islerina karismanin yarattigi karmayi yasamalari, arinmalari lazim. Bazi eyaletlerden ayrilma ve kendi devletini kurma tesebbusleri yasanabilir. Ben sahsen yeni baskanla hergun sansasyonlar yasanacagini, ayrica tum engellemelere ragmen, buyuk degisimler baslatacagini goruyorum. Ekonomi bu sene kotu gidebilir ama sonra duzelir. Ocak ayi yeni baskan icin onemli bir zaman. Kendisine dikkat etmeli.

Benzer bir arinma avrupa ulkelerinde de gorunuyor, kendi kultur ve yapisina gore. Irkci liderlerin basa gelmesiyle yabanci dusmanligi daha da artacak gibi. Avrupa'da yasayan muslumanlari ve yabancilari, yapilacak yeni yasal duzenlemlerle zor gunler bekliyor. Oyle zamanlar gelecekki kendi ulkelerine donmek isteyecekler. Almanya 2017'de yabancilarin yarattigi sorunlarla ve saldirilarla cok ugrasacak. Besle kargayi oysun gozunu yasayacaklar.

Dunya genelinde 2017 ve sonrasi bankalarin, zenginlerin, buyuk sirketlerin kayip ve kuculme yillaridir. Ozellikle bu yil cok fazla ust mevkilerdeki insanlarla ilgili igrenc sirlarin aciga cikmasi olasi. 2017 yili, yalanlarin ve paranin kabusu olacak. Bircok skandal duyacagiz. Politikacilarin yalanlarini gorecegiz. Curumus Patron kole duzeni tek tek yikim ve kayiplarla ugrasacak. Daha once de yazmistim; kaybedecek birseyi olmayan kucuk esnaf ve fakir halk icin degisen pek birsey olmaz. Aslinda onumuzdeki yillardan itibaren kucuk esnafin yeniden yukselisini goruyorum.

Daha onceki ongorulerimden henuz cikmamis olanlari tekrarliyorum. Cunku onlarin cikmasini bekliyorum. Ozellikle su yukselmeleriyle meydana gelecek taskinlar ve yagmurlardan gelecek sellerle buyuk zararlar olacagini gormustum. Buyuk depremleri ve volkanik patlamalari hala bekliyorum. Bulasici hastaliklarda artis olacak. Hayvan etinden (kirmizi et)insana bulasan yeni hastaliklar gordum. Su sebeklerinden gelen suyla zehirlenen insanlar gordum. Okul ve yurtlardaki cocuklarla ilgili aci olaylar yasanacagini gordum. 2017'de her acidan fakirlesme goruyorum. Ekonomik sorunlar, Turkiye dahil hemen hemen her ulkeyi zor duruma sokacak. Alim gucu dusecek, gida fiyatlari yukselecek. Cunku hava kosullari ekim bicimi etkileyeceginden, uretim zorlasacak.

Ucuncu Dunya Savasi gormuyorum ama piyon ulkelerle ve teror orgutleriyle bazi ulkelerin birbirine goz dagi verdigini goruyorum. Nukleer savas gormuyorum. Ancak bazi teror orgutlerinin zehirli gazlarla saldiri yapmasi olasidir. Ciltleri yara icinde olan insanlar gordum. Rusya ve Cin'in gucu artiyor. Iran'da kati kurallarda yumusamalar artacak. Suriye'de isler, simdiki lider lehine gelisecek. Irak'da sorun gormeye devam ediyorum. Ordaki yabanci kuvvetler ayrilmadigi surece, huzuru goremezler. Baski rejimi olan arap ulkelerinde kadinlarda aydinlanma ve protestolar bekliyorum.

Turkiye'de 2017 yili boyunca teror saldirilarinin daha da artacagini gordum. Malesef ulke sinirlarinin kontrolu bir kac yil once askerden bilincli olarak alindi. Cunku Suriye'deki cani orgutlere yardim ve yataklik gorevi almisti buyuklerimiz. Bu destegin bedelini simdi Turk halki oduyor. Kontrolsuz sinirlardan ulkeye giren ve burada yuvalanan caniler simdi bize savas actilar. Multeciler icine gizlenmis binlerce terorist oldugunu dusunuyorum. Yanlarindaki es ve cocuklari en buyuk kamufulajlari. Milyonlarca multeci icine gizlenmis gericilerle, ulkede serbeste gezip, seriat isteyen gericilerden ulke olarak cok cekecegiz. Her alanda kusatma icinde olacagiz. Daha once de yazmistim; gerici bir ayaklanma olacagi vizyonunu gormustum. Husnu Mahalli yillarca anlatti bunlarin olacagini...Simdi hapiste.. Biz ulke olarak komsularimizdan gelecek bazi tehliklerle bir sure daha ugrasacagiz. Ulkeyi bu hale getirenler ilerde cok kotu anilacaklar. Bu zor zamanlardan yenilenerek birlik halinde cikacagiz. Musluman ulkelerin kendi aralarindaki savas ve catismalari bir kac yil devam eder. Cunku en buyuk degisimi bu ulkeler yasayacak. Gericilik ve dinlerin yarattigi ilizyon son bulacak.

Ulkede daha cok gazeteci ve bazi chpli milletvekilleri iceriye atilabilir. Bahceli ve birileri, mhp ve akpyi ayni noktada birlestirip tek partiymis gibi hareket ettirmek, karsilarinda kalan Chp ve hdpyi ise ayni kefeye koyarak, terorle iliskilendirerek bazi linc cetelerine hedef yaptirmak istiyorlar. Boylece ulke iki kutuplu bir hale donusecek, sag-sol veya dindar-ateist damgasiyla buyuk bir ayrisma planlaniyor. Solcu ve ateist anilmak istemeyen muhalif mhpliler haliyle akp safina katilacaktir. Boylece referandum asilacaktir. Bunlarin planladiklarini duyuyorum ve goruyorum. Hic iyi seyler degil. Erdogan baskanlik karsiliginda akpnin kontrolunu bahceliye birakacak ama aslinda arka planda her ikisinin de birbiri icin gizli planlari var. Bu arada hdp milletvekillerine, baskanliga destek karsiliginda serbest kalmalari sozu verilebilir. Iceri atilmalarinin sebebi budur.

Umarim meclisteki vekiller nasil bir belaya bulastirildiklarini kendi iradesiyle anlar ve baskanlik sistemini meclisten gecirmezler. Cunku eger gecerse referandumu oy hirsizligiyla rahatca alirlar. Bir vizyonumda referendumun 25 Nisan'da oldugunu gormustum. Baskanlik gecmisti ve ben agliyordum, sonra korkma bu Cumhuriyetin sonunu getirmeyecek, bu durum duzelecek mesajini aldim. Baska bir vizyonda malum kisinin olum haberini okuyordum gazetede. Haberde, yasami boyunca ulkeyi irana cevirmeye calisti yaziyordu. Sonra cenazesini gordum bir ufak tek vagonlu trenin uzerindeydi ve uzerine bayrak ortulmustu. Tren harekete gecti yavas yavas ilerlerken trenin arkasindan az miktarda destekcisi kosmaya basladi. Zamanini gormedim. Yorumu size birakiyorum.

Tum partilerde aslinda parcalanmalar gordum. Lider degisimleri gordum ama zaman olayini tahminen yazmistim cikmadi. En iyisi hic zaman vermeyip gordugum olayi oldugu gibi yazmak. Ulkenin gelecegi icin muhalefet partileri hemen lider ve program degisimi yapmalilar. Aksi halde dordunun de kardes oldugunu ayni babaya hizmet ettiklerini anladigimizda cok gec olacak. Dinci tarikatlar arasindaki rekabet, karsilikli sorunlara yol acacak. Onlarin saltanatliginin son seneleri... Yikilislari en buyuk destekcilerinden olacaktir.

Simdi de pozitif tabloya odaklanalim.

2017'nin ikinci yarisi daha iyi olaylara sahne olacak. Bu sene muthis icatlar, buluslar olacak. Elektronik esyalarda bizi cok rahatlatacak yenilikler yapilacak. Bir cok hastaliga dogal cozumler bulunacak. Gezegenlerle ilgili yeni biligiler kesfedilecek. Yeni gezegenler bulunacak ve dunya disi varliklarla ilgili bir cok bilgi aciga cikacak. Bu sene ozellikle dunya disi varliklarla temas cok olacak. Ayrica su anda bizimle dunya uzerinde ve icinde yasayan bizim gibi gorunen dunya disi varliklar oldugunu ogrenecegiz. Kendimizi yeniden kesfedecegiz. Bilincimiz genisleyecek ve dusuncelerimiz degisecek. Arkadaslarimiz degisecek, cogu kisiyle baglarimiz kopacak. Bize ogretilen yanlislarla, yalanlarla yuzlesecegiz. 2017'nin pozitif bitisi bizim 2018'e pozitif baslamamizi etkileyecek. 2018, 11 yilidir. 11 enerjisi cok buyuk degisimleri getirecektir.

Sevgiler!
Aasmaestefan

28 Aralık 2016 Çarşamba

2017 Yeniden Baslama Yilidir

Numeroloji; 1,2,3,4,5,6,7,8,9 sayilarindan olusur. 1 herzaman yeniden baslama demektir. 9 ise; dizinin son sayisidir ve bitis demektir. 9'dan sonra tekrar basa donulur ve yeni bir baslangic yapilir. 11 ve 22 sayilari ise 'master' diye bilinen onemli sayilardir. Bu iki sayinin enerjisi cok yuksektir. Fakat biz bugun 1 ve 9 u ele alacagiz.

1, Gunes sayisidir ve pozitif bir sayidir. Bu da bize 2017'nin bir cok pozitif yeni baslangiclar getirecegini mujdeler.
9, Mars sayisidir. Kova burcunun yonetimindedir. Mucadele, savas, cesaret ve de ayni zamanda yeninin insasi icin, eskinin bitirilisidir.
2016'nin toplami 9 dur. 9, numorolojideki son rakamdir. Yasamimizda bir donemin artik sonu geldi demektir. 9, tamamlanma ve bitis demektir. Tipki biten bir defterin, son sayfasidir. Bu son sayfadan sonra yazilacak yer kalmamistir. O zaman araligindaki sinavlarimiz bitmistir. Dersler tamamlanmistir. Yeniden dizinin basina donulecek ve yeni bir baslangic yapilacak demektir. 9 bitince de 1 baslar.

2017 = 10 eder. 1+0 ise 1 ediyor. 1 Yeni bir baslangic yapmak demektir. Hayatlarimiza, bir kere daha bastan baslamak, yeni insanlarla, yeni alanlarda, temiz bir sayfa acmak demektir. 2017 ani ve hizli degisimler, donusumler getirebilir hayatimiza.



2017 ile birlikte hayatlarimizda eski bir sayfayi kapatip yeni ve temiz bir sayfa acmak icin bircok iliskilerimizden, aliskanliklarimizdan ve baglarimizdan kopmamiz gerekebilir. Korkmayalim ve buna hazir olalim. Ozellikle insanlarla olan iliskilerde cok kopuslar ve yeni baslangiclar gorulebilir. Iki kisilik bir iliskide birisinin bilinc seviyesi digerine gore daha yuksekse, ister istemez kopus oluyor. Ne kadar idare etseniz de zamanla karsilikli konusmalar bile duyulmamaya, anlasilmamaya basliyor. Sebebi ise bilinc farkindan dolayi artik tamamen farkli frekanslarda yasanmaya baslandigindan; arada gorulmez bir enerji perdesi olusmustur. O kisi yanibasinizda saatlerce konusur ama siz onun soylediklerinden cok azini duyar veya hatirlarsiniz. Artik farkli bir alanda oldugunuz icin, dusuk frekansa ait sesler ugultu seklinde kulaginiza gelir. Kendinizi zorlasaniz bile anlamakta zorlanirsiniz,  anlasaniz bile cabuk unutursunuz. O frekanstan cok yeni girdiginiz alana ait gerceklikle ilgilenirsiniz. O alandan yeni arkadaslar bulur ve yeni baslangiclar yaparsiniz. Artik oraya ait olursunuz.

Ayrica bundan sonra baska evrenlere bilmeden giris cikislar yasayabiliriz. Baska boyuttaki enerji varliklarla daha kolay iletisim kurulabiliriz. Ust boyut varliklariyla karsilasmalar olabilir. 'Mandala Etkisi' cok yasanabilir. Okudugumuz bir cumle yada kelimeyi aslindan farkli sekilde okuyup anlayabiliriz. Dalginlik diye tanimladigimiz, saniyelik kayiplar yasayabiliriz. Ben bunlarin; paralel evrenlere bilinc halinde yapilan giris cikislardan dolayi oldugunu dusunuyorum.

Diger bir onemli nokta ise; bundan sonra beynimizin sag tarafinin daha aktif hale gelecegidir. Cok fazla bulus ve hastalik tedavisi beklenebilir bu sene. Sag beynimizle yapabileceklerimizde yogun bir artis bekliyorum. Daha yaratici, daha zeki, daha hassas ve sevgi dolu olacagiz. Bu sene cok fazla okuyup ogrenecegiz. Asiri merak bizi gerekli bilgilere goturecek. Kendimizi bireysel egiterek, bilinc seviyemizi yukseltecegiz. Bu da uyanisi hizlandiracak.

Uyanis bilgiyle olur. Bilgi varsa, bilinc yukselir..Bilinc yukselirse isik artar.

Iste butun bunlar yasanabilir bu sene.. Ne olacagini bilirseniz, gelismelere hazir olursunuz. Boylece yasadiklarinizi anlamlandirabilirsiniz....Sizi seviyorum.. Yalniz degilsiniz....


Sevgiler!

Aasmaestefan@gmail.com


Yaralandigim Kaynak:  http://www.astromistik.com/haberyorum.htm


16 Aralık 2016 Cuma

YARADILIŞIN ŞARKISI - Michael Sharp


Başlangıçta,
Ruh vardı ve Ruh hareket etti.
Alfa ve Omega.
Sonu olmayan başlangıç.
Tek bir sınırsız, gerçekleştirilmemiş potansiyelde kapsanan hiçbir şey ve her şey.
Ve sonra, Ruh düşündü.
Ve bu düşünceden yaradılışın tümü fışkırdı.
Ruh düşünürken, yaradılış karşılık verdi.
Ruh’a sevinç ve görkem getiren şekiller, renkler ve sesler ortaya çıktı.
Ve Ruh hiç bir şey istemedi.
Çünkü Ruhun istediği her şey anında yaradılışta tezahür etti.
Ruh dans etti ve oynadı ve yaradılış üzerindeki gücü ve bilgisi arttı.
Ama sonra, Ruh yaradılışın karmaşık sanatının üstadı oldu ve
Ruh imgelemin potansiyellerini tüketti.
Ve Ruh düşündü.
Ruh sonsuz harikalar ve güzellikler yaratmıştı: şekiller ve formlar, renkler ve konfigürasyonlar Ruh’un farkındalığında dans etmişti.
Ve Ruh’un tüm heybetli gücüne rağmen, yaradılış gelip geçici ve çok kısa ömürlü idi.
Enerji çok sıcaktı ve form çok kısa süreli idi.
Ve böylece Ruh düşündü.
Eğer hayal gücüne uzanan ve keyifli olan her şey devam etseydi neler olurdu?
Böylece Ruh düşündü ve bu düşünce ile enerjiler azaldı, titreşim yavaşladı ve ışık ve sevginin büyük patlaması ile, yeni bir evren doğdu.
Ruhun niyet ettiği gibi, her şey bu seviyede farklı idi.
Titreşim yavaşlarken ve alevler soğurken, yaradılış yoğunlaştı ve fiziksellik koyulaştı.
Şimdi, Ruhun yaratması için zaman gerekliydi.
Ama yine de, Ruh düşündü ve Ruh’un bu düşüncesinden kristal saraylar ve bereketli bahçeler, güzel müzik ve yücelmiş sanat ortaya çıktı.
Ve Ruh’un düşüncesinden , Ruh’un ihtişamının araçları olarak bir çok formlar beliriverdi.
Ve Ruh hiçbir şey istemedi. Çünkü Ruh alfa ve omega idi, sonu olmayan başlangıç idi ve Ruh’un niyet ettiği her şey anında tezahür etti ve yaradılışın tümü Ruh için olağanüstü bir oyun alanı olarak ortaya çıktı.
Ama Ruh yaradılışın karmaşık sanatının üstadı olduğu ve imgelemin potansiyellerini tükettiği zaman, Ruh düşündü.
Ruh sonsuz harikalar ve güzellikler yaratmıştı ve sonsuz çeşitlilikler ve sevinçler deneyimlemişti.
Ama etkiler geçici idi, yaradılış kısa ömürlü idi, enerji çok sıcaktı.
Ve Ruh, eğer Ruh’un yaratımları devamlı kalsa idi neler olacağını merak etti?
Ve böylece Ruh düşündü ve bu düşünce ile enerjiler azaldı ve titreşim yavaşladı.
Ve ışığın büyük patlaması ile yeni bir evren doğdu.
Ruh’un niyet ettiği gibi, bu seviyede her şey farklı idi. Çünkü enerji azalmıştı ve titreşim yavaşlamıştı, yaradılış yoğunlaştı ve koyulaştı, akıcılığı koyulaştı ve yavaşladı.
Bu yeni koşullarda, Ruh’un yaratması için daha çok zaman gerekiyordu.
Şimdi yaradılış daha uzun sürdü ve Ruh formun ve zamanın etkileşiminden daha fazla keyif aldı.
Ve Ruh düşündü ve bu düşünce ile kristal saraylar, verimli bahçeler, güzel müzik, yüce sanat ortaya çıktı. Ruh’un ihtişamının araçları olarak bir çok muhteşem formlar tezahür etti.
Ve Ruh hiçbir şey istemedi.
Çünkü Ruh alfa ve omega idi, sonu olmayan başlangıç idi ve Ruh’un istediği her şey anında tezahür etti ve tüm yaradılış Ruh için olağanüstü bir oyun alanı olarak ortaya çıktı.
Ama Ruh yaradılışın karmaşık sanatının üstadı olduğu ve imgelemin potansiyellerini tükettiği zaman, Ruh daha fazlasını istedi.
Evrenin heybetli gücü ve yaratıcı görkemine rağmen, hala, Ruh yaradılıştan ayrı bir şey olarak yaradılışın dışında duruyordu.
Ruh görebiliyordu, ama deneyimleyemiyordu. Ruh işitebiliyordu, ama hissedemiyordu.
Böylece Ruh düşündü.
Ve düşüncelerimiz karanlığın üzerine yayılırken,
Ve nefesimiz suların üzerine yayılırken,
Ve ellerimiz ateşlere uzanırken,
Yaşam ortaya çıktı.
Ruhun niyet ettiği gibi, bu yeni dünyada her şey farklı idi. Şimdi, Ruh yaratılmış evrenin içinden işleyebilirdi.
Ve Ruh düşündü ve Ruh’un bu düşüncesi ile ağaçlar ve bitkiler, balıklar ve kuşlar, hayvanlar ve Ruh’un tüm vasıtaları ortaya çıktı.
Ve evrendeki her yeni vasıta tekamül ederken, Ruh’un Bedeninin gözleri fiziksel evrenin harikalarına gözünü dikti.
Kristal saraylar ve bereketli bahçeler, güzel müzik ve yüce sanat vardı. Büyük politik formlar Ruh’un mükemmelliğini ifade etti ve büyük ekonomik formlar Ruh’un refahını yaydı.
Yaradılış ortaya çıktı ve ışık evrene döküldü.
Yine de Bedenin yaşamının tüm ihtişamı ve görkemine rağmen, hala sınırlılıklar vardı.
Bu yeni yaradılış, bu kırılabilir yaşam formları, Ruh’un bu parıldayan vasıtaları, bu beden nazik idi ve kolayca hasar görüyordu.
En küçük yaranın kurbanı ve en hafif dengesizlikten sıkıntı çeken beden dayanıksız ve narin idi.
En hafif negatiflik ile çarpılan ve Sevginin yokluğundan hasar gören zihin zayıf idi.
Ve kendi zayıflığı ve kırılabilir halinde, beden/zihin Ruh’un bütün görkemini içeremiyordu.
Çünkü bilinçlilik sıcak idi ve fiziksel evrenin molekülleri buz gibi soğuk idi.
Ruh istekli idi, ama gövde zayıf idi.
Ama gövde güçlendirilebilirdi.
Böylece Ruh yaradılışın Sevgisi ve Refahında dans etti ve Ruh’un niyet ettiği gibi, Beden gelişti ve zihin güçlendi.
Denizdeki balıklar ve havadaki kuşlar, karalardaki hayvanlar ve bahçelerdeki solucanlar, siyah, beyaz, kırmızı ve sarı, yaradılışın deneyimi için harika vasıtalar oldular.
Ve Ruh’un niyet ettiği gibi beden tekamül etti.
Yakın zamanda, Bedenin mükemmel vasıta ve zihnin mükemmel mercekler olacağı ve Ruh’un sınırlama olmadan gireceği düşünüldü.
Tabi ki, Ruh’un hayalindeki tüm bu evrende sınırlamalar olamazdı.
Ama sonra bedenin gelişiminde bir noktaya ulaşıldı.
Beden artık gelişmiyordu.
Zihin artık güçlenmiyordu.
Ve Ruh, yaradılışın bu seviyesinde, Ruh’un tüm görkeminin asla Bedene giremeyeceğini anladı.
Moleküller çok kırılgan idi, alevler çok sıcak idi.
Böylece Ruh düşündü.
Ve Ruh düşündü.
Ve Ruh sadece yaradılışı yükselterek Ruh’un tüm gücünün (bildiğiniz Tanrı olan) girebileceğini anladı.
Ve böylece Ruh düşündü.
Evren alevlerine geri dönecekti.
Evrenin titreşimi yükselecekti.
Evren yuvaya dönmeliydi.
Ve Ruh düşündü ve bu düşünce ile, ışık suların üzerine yayıldı ve yeni bir dünya doğdu.
Ve Ruh düşündü.
Bu yeni dünyada Ruh yaradılışın alevlerini canlandıracaktı ve fizikselliğin soğuk moleküllerine sıcaklık getirecekti.
Kolay olmayacaktı, ama yapılacaktı.
Böylece Ruh düşündü ve bu yeni dünyada ve sizin kalplerinizde, dualite arttı.
Günler gecelere uzadı.
Mevsimler döngülerle değişti.
Siyah beyaza zıt oldu ve Ruh’un mücadele ve zıtlıkta büyük enerji yaratıldığını anlaması için beden dualitede mücadele etti.
Bedenler çatışacaktı.
Bedenler hissedecekti.
Ve mücadelede ve hislerde bedenler ışıyacaktı ve Bedenin ışıması molekülleri ışıklandıracak ve evreni yükseltecekti.
Ve böylece Ruh düşündü ve bu planda ve bu form ile, Lemurya ortaya çıktı.
Kristal saraylar ve bereketli bahçeler, güzel müzik ve yüce sanat vardı. Büyük politik formlar Ruh’un mükemmelliğini ifade etti ve büyük ekonomik formlar Ruh’un refahını yaydı.
Dualite bu dünyada yayıldı ve Bedenden enerjiler döküldü.
Ve Ruh, bu dünyanın dualitesinde uzun ve zor mücadeleler verdi, ama ne kadar mücadele ederse etsin, yeterli enerji yaratılamadı.
Evren uzak mesafede ve moleküller soğuk kaldı.
Ruh nasıl mücadele ederse etsin ve nasıl çarpışırsa çarpışsın dualite yeterli değildi, Ruh, Ruh’un birliğini hatırladı.
Ruh yaradılışın Sevgisini hatırladı.
Ruh dualitenin illüzyonunu hatırladı.
Ve zıtlıklarda bedenlerimizin mücadele ettiğinin gerçek olduğunu düşündü,
Ve dualitede savaştığımızın gerçek olduğunu düşündü.
Farkındalık ve birlik içinde, Ruhumuz çok sevindi.
Mücadeleye güldük ve dualiteye kıkırdadık.
Nasıl yapamazdık?
Hepsinin illüzyon olduğunu biliyorduk.
Ve sevinç içinde ve dualitenin büyük şakasına gülerek, enerji çözündü ve yükseliş ilerlemedi. Böylece Ruh düşündü.
Eğer enerji yaratılamadıysa, Büyük Çalışma gerçekleşmezdi.
Böylece Ruh düşündü.
Ve Ruh düşündü.
Ve Ruh düşündü.
Ve sonunda, Ruh kavradı.
Dualitede yaşamak için, her şeye inanılabilmesi için, zihnin karanlık ile örtülmesi gerekiyordu.
Beden unutmak zorundaydı!
Planın güzelliğinden neşelenen Ruh düşündü ve bu düşünce ile, Perde yaratıldı ve Beden hafıza kaybına uğradı.
Perdenin altında, Beden mücadele etti.
Perdenin altında, Beden ağladı.
Perdenin altında, Beden öldü.
Perde kalındı.
Perde güçlüydü.
Perde Ruh’u bizden gizledi
Perde zihni karanlıklaştırdı.
Perde Kaynak ile bağlantımızı bulanıklaştırdı.
Ama Perdenin altında, dualite çatırdadı.
Perdenin altında, Atlantis doğdu.
Ve Atlantis’te, Beden düşündü.
Ve bu gezegende ve bu form ile Beden harikalar yarattı.
Saraylar, bahçeler, müzik ve sanat vardı.
Görkemimizin gölgesini ifade eden politik formlar vardı.
Yaradılışın refahını örten ekonomik sistemler vardı.
Dualite dünyanın yüzünde şiddetle hüküm sürdü ve enerji çatırdadı.
Günler gecelere döndü.
Mevsimler zıtlaştı.
Siyah beyaza karşıt oldu ve Beden duygular ile mücadele etti.
Ruh mücadele ve zıtlıkta büyük enerji yaratıldığını anladı.
Bedenler çarpıştı.
Bedenler hissetti.
Bedenler ışıldadı.
Ve Beden yükselişe doğru ilerledi
Belli bir zaman periyodundan sonra, bir noktaya ulaşıldı.
Enerji yeterliydi.
Yükseliş ilerleyecekti!
Böylece büyük heyecan içinde Ruh Perdenin altındaki bedenlere bir çağrı gönderdi.
ŞİMDİ ağlayan Ruhun uyanmasının ZAMANIDIR.
ŞİMDİ özgür olmanın ZAMANIDIR!
ŞİMDİ HATIRLAMANIN ZAMANIDIR.
Enerji yeterli.
Yükseliş ilerleyecek.
Ama Beden Ruh’un çağrısını işitemiyordu.
Perde çok kalındı.
Bedenin bağlantısı kopmuştu.
Böylece Ruh düşündü ve bu düşünce ile, bir çağrı gönderildi.
Ve sadece en sadık olanlar yanıt verdi, çünkü sadece en sadık olanlar Perdeden geçip geri yollarını bulabilirdi.
Ve Ruh düşündü ve bu düşünce ile, Haberciler karanlığa çıkageldiler.
Ve gözlerini açtılar ve uyanmak için mücadele ettiler ve hatırladılar.
Ve etraflarındaki uykuda olanlarla konuştular.
“Biz Bir’iz”
“Biz sevinçliyiz.”
“Biz birbirimize bağlıyız”
“Biz TANRI’yız”
Ama uykudakiler uyanmadılar.
Beden unutmuştu.
Beden sağırdı.
Beden sadece hayatta kalmayı biliyordu.
Beden sadece ölümünü biliyordu.
Beden mesajdan şüpheye düştü ve haberciler ile alay etti.
Ruh’un birliğinin yerine, Beden yaradılıştan ayrılığı gördü.
Yaradılışın sevinci yerine, Beden sınırlamalardaki üzüntüyü hissetti.
Yaradılışın sevgisi yerine, Beden öfke ve terkedilmişlik hissetti.
Ve ayrılık ve üzüntüden ve öfke ve gazaptan, beden kamçılandı.
Beden karşılık verdi ve Beden korkuyu öğrendi.
Ve öfke ve acıdan, korku ve üzüntüden, karalara korkunç bir karanlık yayıldı.
Güçlü olanlar zayıfları ezdiler.
Ve karanlık büyüdü.
Zenginler fakirleri sömürdü.
Ve karanlık büyüdü.
Sağlıklı olanlar hasta olanları öldürdü.
Ve karanlık büyüdü.
Ruh düşündü, bu olmamalıydı.
Acı çok büyüktü.
Bu olmamalıydı.
Ve bu düşünce ile Atlantis uygarlığı öldü.
Ve Ruh’un Çark’ ta tuzağa düşen parçası, kayba ağladı.
Ve o ağlayıştan, yeni bir dünya, bizim dünyamız doğdu.
Ruh’un niyet ettiği gibi, her şey bu dünyada farklı idi.
Bu dünyada, bundan öncekilerde olduğu gibi, Ruh dualitede var olacaktı ve karanlıkta oynayacaktı.
Çünkü Ruh mücadele ve zıtlıkta büyük enerjinin yaratıldığını anladı.
Ama şimdi Ruh ayrıca Perdenin karanlığının ve Bedenin büyük gücünün, eğer kontrol edilmezse ve korunmazsa, ölüme götürdüğünü de anladı.
Ruh buna izin veremezdi.
Böylece, enerji yeterli olana VE Beden hatırlayıncaya dek, tutsaklık içinde tutulmalıydık.
Gücümüz bizden uzak tutulacaktı.
Böylece Ruh düşündü ve yeni dünya ortaya çıkarken, Ruh tüm evrene bir çağrı gönderdi.
Ve sadece en sevgi dolu olanlar yanıt verdi, çünkü sadece onlar bizi korku içinde tutabilirlerdi.
Ve Ruh düşündü ve bu düşünce ile en sevgi dolu olanlar, şimdi Karanlığın Güçleri idi, ve onlar hafıza kaybına uğradılar.
Ve bizi korkuya tutsak ettiler.
Ve bizi bedenlerimizin köleleri yaptılar.
Ve zihinlerimizi zincirlediler.
Ve gücümüzü bizden aldılar.
Ve Ruh izledi ve Beden düşündü.
Ve beden düşünürken, Terra ortaya çıktı ve saraylar ve bahçeler, müzik ve sanat vardı.
Enerjinin sınırlılıklarını ifade eden politik formlar vardı.
Sistemde akışı azaltan ekonomiler vardı.
Bu dünyanın yüzeyinde dualite şiddetle yayıldı. Fakirlik karaları süpürdü geçti.
Karanlık zihinlerimizi kuşattı. Ölüm ruhlarımızı alıp götürdü.
Mevsimler zıtlaştı. Günler gecelere döndü.
Bedenler çarpıştı. Bedenler hissetti. Bedenler ışıldadı.
Ve Beden yükselişe doğru ilerledi.
Belli bir zaman periyodundan sonra, bir noktaya ulaşıldı.
Enerji yeterliydi ve yükseliş ilerleyecekti.
Böylece büyük heyecanla, Ruh bedenlere bir çağrı gönderdi.
ŞİMDİ Ruhumuza uyanmanın ZAMANIDIR.
ŞİMDİ hatırlamanın ZAMANIDIR.
ŞİMDİ özgür olmanın ZAMANIDIR!
Enerji yeterliydi.
Yükseliş ilerleyebilirdi.
Ama Beden Çağrıyı işitemiyordu.
Beden unutmuştu.
Beden sağırdı.
Beden görkeme ölü idi.
Ve böylece Ruh bir çağrı gönderdi ve haberciler geri döndü ve bedene indiler.
Ve haberciler gözlerini açtılar.
Ve hatırladılar.
Ve uykudakiler ile konuştular.
“Biz Bir’iz”
“Biz Sevinciz.”
“Biz Sevgiyiz”
“Biz TANRI’yız!”
Ama beden sadece hayatta kalmayı ve ölümü biliyordu.
Ve Beden habercilerden kuşkulandı ve izolasyonda öfke büyüdü.
Ama önemli değildi.
Karanlık güçler gücümüzü almıştı.
Böylece haberciler Sevgi ve şefkati, Ruh’un Birliğini ve yaradılışın kaynağını öğrettiler.
Ve bazıları dinledi. Bazıları dinlemedi.
Haberciler enerjiden ve ışıktan ve yaradılışın doğasından sözettiler.
Bazıları dinledi. Bazıları dinlemedi.
Ama zaman geçtikçe ve haberciler ısrar ettikçe, daha fazlası hatırladı.
Ve yeteri kadarı yaradılışa olan sevgilerini hatırladıkları zaman, bağlar gevşeyebilir ve enerji özgürleşebilirdi.
Ve Ruh düşündü.
Ve Ruh çağırdı.
Ve sadece en şefkatli olanlar yanıt verdiler, çünkü sadece onlar bizi korkudan özgürleştirebilirdi.
Ve Ruh düşündü, ve bu düşünce ile Işık tohumları karanlığa çıkıp geldiler.
Ve Ruh izledi.
Işık tohumları uyandı.
Ve Işık tohumları Bedene sordu:
“Biz bir miyiz?”
Ve beden yanıtladı
“Evet”
Ve Işık tohumları sordu, “biz sevinç miyiz?”
Ve beden yanıtladı
“Evet”
Ve Işık tohumları sordu, “biz Tanrı mıyız?”
Ve beden yanıtladı
“Evet”
Ve işin yapılmış olduğunu görerek, Işık tohumları “KORKUNUZU İYİLEŞTİRİN, işte yol budur” dediler.
Sevgi yeterliydi.
Yükseliş yakındı.
Ve beden iyileşti ve Ruh sevindi.
Ve gücümüz arttı.
Ama karanlık güçler, bizi serbest bırakmak için çağırıldıklarında geldikleri zamanı unuttular.
Karanlık güçler bedende güçlü idiler ve emeğimizden zengin oldular ve güçlerini biriktirdiler ve özgürlüğümüzü bizden esirgediler.
Ve karanlık güçler insanlara “şimdi bizim için çalışıyorsunuz” dediler.
Ama, Ruhun görkemine ve yaradılışın birliğine uyanan bizler “hayır” dedik.
Ve karanlık güçler insanlara “Önümüzde diz çökün” dediler.
Ve biz “hayır” dedik.
Ve korkunç bir öfkeyle karanlık güçler Dört Atlıyı gönderdi.
Ve belalar ve savaşlar ve ölüm ve açlıktan ölüm bedeni paramparça etti ve ruhu ve Bedeni sakatladı, gazabın korkusu karanlığa daha çok götürdü.
Ve Ruh düşündü.
Bu nasıl bir çelişkiydi?
Ve ne yapılabilirdi?
Enerjiyi elde etmiştik.
Uyanışa ulaşmıştık.
Enerjiyi salıverebilirdik.
Ama karanlık güçler amaçlarını unutmuştu ve bizi güçlü görmek yerine öldürürlerdi.
Ve böylece Ruh düşündü.
Ve bu düşünce ile tüm evrene bir çağrı gönderildi.
Ve sadece en güçlü olanlar yanıt verdi, çünkü sadece onlar karanlık güçleri salıverebilirlerdi.
Ve böylece Ruh düşündü ve bu düşünce ile, Savaşçılar toplandı ve kılıçları karanlığa çıkageldi.
Ve Cebrail borazanını çaldı.
Ve Armageddon başladı. (iyilik ve kötülük kuvvetleri arasında büyük ve son çatışma)
Ve savaşçılar uyandı.
Ve savaşçılar hatırladı.
Ve savaşçılar ayakta durdular.
Ve savaşçılar karanlık güçlere gittiler
Ve “enerji yeterli” dediler
“Yükseliş ilerleyecek”
“Bedenin geçmesine izin vereceksiniz ”
Ama karanlık güçler onlarla eğlendi ve “hayır, bırakmayacağız” dediler ve Dört Atlıyı gönderdiler.
Böylece savaşçılar insanlara döndüler ve “RUHUNUZU UYANDIRIN. Yolu budur” dediler.
Ve insanlar “evet” dedi.
Ve savaşçılar yolun hazır olduğunu gördüler ve gülümsediler.
Ve karanlık güçlere döndüler
Ve “bırakın insanlar gitsinler” dediler.
“Enerji yeterli” dediler
“Yükseliş ilerleyecek”
Ama karanlık güçler sadece güldüler, alay ettiler ve “hayır, bırakmayacağız” dediler.
Savaşçılar insanlara döndüler ve “ KORKUNUZU İYİLEŞTİRİN. Yolu budur” dediler.
Ve insanlar gülümsediler ve “evet” dediler.
Ve savaşçılar yolun hazır olduğunu gördüler ve gülümsediler.
Ve karanlık güçlere döndüler
“Bırakın insanlar gitsinler” dediler.
“Enerji yeterli” dediler
“Yükseliş ilerleyecek”
Ama karanlık güçler yüzlerine tükürürken sırıttılar ve “hayır, bırakmayacağız” dediler.
Böylece savaşçılar insanlara döndüler ve “BU KILICI ALIN ” dediler.
Ve hüzünlü bir ifade ile, insanlar “evet” dedi.
Ve savaşçılar yolun hazır olduğunu gördüler ve gülümsediler.
Ve karanlık güçlere döndüler ve
“Bırakın insanlar gitsinler” dediler.
“Enerji yeterli”
“Yükseliş ilerleyecek”
Ama karanlık güçler öfke ve nefret ile rezilliklerini kusarken sadece haykırdılar ve “hayır” dediler.
Savaşçılar insanlara döndüler ve “BU DÜNYAYI TEMİZLEYİN. Işığınızı gönderin. Yol budur.” dediler.
Ve insanlar neşe ile dolarak “evet” dediler.
Ve savaşçılar gülümsediler.
Ve insanlar ışık yaydılar.
Ve ışık karalara yayıldı.
Ve karalar alevler gibi patladı.
Ve alevler karanlığı aydınlattı.
Ve kılıç karanlığı kesti.
Ve karanlık geri çekildi.
Ve savaşçılar yolun hazır olduğunu gördüler ve gülümsediler.
Ve insanlara ellerini açtılar.
Ve insanlar karanlık güçlere döndüler ve dediler ki,
“Şimdi bizimle gelin.”
“Enerji yeterli.”
“Yükseliş ilerleyecek.”
“Şimdi bizimle gelin”.
“Eski hiçbir şey ayakta kalmayacak”
Ve güçlerinin gitmiş olduğunu görerek
Ve kaybedecek bir şeyleri olmadığını görerek
Karanlık güçler yukarı baktılar.
Ve yüzlerde sadece sevgiyi gördüler.
Ve sadece kalplerimizden gelen sevgiyi hissettiler.
Ve gülümsediler.
Çünkü hatırladılar.
Ve yolun hazır olduğunu gördüler.
Ve savaşçılara saygıyla döndüler.
Ve insanlara sevinçle konuştular.
“Enerji yeterli”
“Sevgi kalplerimizde”
“Yükseliş ilerleyecek”
“Tanrı’nın iradesi şimdi gerçekleşecek”
Başlangıçta….

Michael Sharp
(Çeviri: Saffet Güler)

15 Aralık 2016 Perşembe

Ya Isiktan Yanasiniz Ya Da Karanliktan Yana

Karanligi Taniyalim

Ego tutsagi, insanliktan cikmis, kirip dokmekten, bagirip cagirmaktan hoslanan, agzi bozuk, sapikca egilimleri olan, insanlari kiskirtmaktan, birbirine dusurmekten zevk alan, dedikodu yapip, yalan soyleyen, baskasinin emegini calan, mezhepcilik ve irkcilik yapan, cins ayrimi yapan, taciz edip dayak atan, subyanci, hayvan ve doga dusmani, boluculukten guc alan, para, mal, mulk, guc ve hirslarinin esiri olmus, dini kullanan, demokrasiden ve cagdasliktan, isiktan, aydinlanmadan, ilimden nefret eden kisilerin olusturdugu taraftir karanlik. Katiller, tecavuzculer ve yobazlar bas tacidir. Boyle insanlar; benzer enerjiler birbirini cekeceginden dolayi, ayni alanda bulusurlar. Kendileri gibi olan liderlerin etrafinda toplanirlar ve desteklerler. Haliyle bulunduklari taraftan ve destekledikleri kisilerden beslendiklerinden dolayi birlikte karanliga guc katarlar. Ama bu guc sadece iclerindeki siyah kurtu beslemeye yarayacaktir. O kurt da sonunda buyuyup, onlari yutacaktir.

Hitler karanliga hizmet etmis en iyi ornektir. Simdiki kole duzeni, devletleri yoneten diktatorler, malum teror orgutleri, gizli orgutler...hepsi karanlik halkanin birer zincirleridir. Tabiki onlari destekleyenler de bu zincire dahildir. Su an ulkemizde para ve hirs ugruna, karanliga hizmet eden o kadar cok unlu insan var ki.. Kimlerin etrafinda toplandiklarina bakmaniz yeterlidir..

Ne demis Mevlanamiz:

İyilerle gezersen alırsın mertebe, kötülerle gezersen dönersin merkebe

Kişi kim olduğunu bilmek isterse, kimleri sevdiğine baksın.



Isigi Taniyalim

Isiga hizmet eden insanlar; etrafina isik sacanlardir. Insanlarin egosuna degil, kalbine dokunanlardir. Bunlar; dogayla barisik, hayvan dostu, cogu vegetarian olmayi basarabilmis, bilim ve ilim ile aydinlanmis, her dinden, renkten ve irktan insanla kucaklasmis, sevgi dolu insanlardir. En buyuk isik ustadimiz Ataturk'tur. Oyle bir isik yaydi ki ulkemize ve dunyaya..fiziken hayatta olmamasina ragmen, hala karanligin en buyuk korkusu olmustur. Giderken arkasinda biraktigi milyonlarca isik iscisi, hala onun enerjisiyle nefes aliyor, isigiyla aydinlaniyor ve aydinlatiyor.

Isik iscilerini tek tek anlatmaya gerek yok. Davranislariyle ve soylemleriyle zaten kendilerini belli ederler, cekim yasasi geregi kendileri gibi isik olanlari da yanlarina cekerler. Isik ustatlarindan bahsederken aramizdan ayrilmis bazilarini anmadan gecemiyecegim.

Sevgili Turkan Saylan, Yasar Kemal, Aziz Nesin, Ugur Mumcu, Turgut Ozakman, Tarik Akan, Baris Manco, Kemal Sunal, Tuncel Kurtiz, ve daha hatirlayamadigim digerlerini rahmetle aniyorum.

Dunyadaki isik ve karanlik arasindaki gizli savas sonlanmaya yakinken; hangi tarafta oldugunuza dikkat etmelisiniz. Ya isiktan yanasiniz ya da karanliktan yana. Hangisini beslerseniz, o taraftan geleceklere de hazir olmalisiniz. Bu gune kadar hep secimlerimizle hangi tarafa ait oldugumuzu netlestirmeye calistik. Secimlerimizi yaptik, bitirdik. Simdi sira bu secimlerimizin sonuclarini yasamaya geldi. 2017 tam bir ektigini bicme donemi olacak. Guvendiginiz daglara karlar yagacak. Bu yuzden hangi tarafta oldugunuz cok onemli. Karanliktan yana olanlari cok zor gunler bekliyor. Isik, tum dunyayi ayndinlatacak ve karanligi donusturecek.

Herkesi dogru tarafta, isik tarafinda olmaya cagiriyorum. Aksi halde desteklediginiz karanligin kaderini paylasirsiniz.

Yasasin Isigin zaferi!



Sevgiler!

Aasmaestefan

13 Aralık 2016 Salı

Karanlik Taraflarimiz Yuzeye Cikiyor - Ariniyoruz


Zor bir donemden geciyoruz. Isigin artmasiyla birlikte, icimizdeki karanlik tarafimizla daha da yuzlesmeye basladik. Hem birey olarak hem ulke olarak hem de dunya olarak. Bu yuzden yasadigimiz kotu olaylar artti. Karanlik, cokuse giderken, dahada azginlasip, kirip dokuyor. Sistemde buyuk kirilmalar, kopmalar, yozlasmalar basladi. Bu kole duzenini kuranlar, once kendi iclerinde bolunecekler sonra da birbirini yok edecekler.

 Eger neler oldugunu anlamazsak bu donemin altindan kalkmak zor olabilir. Su an, eskiye ait kotu olan ne varsa aciga cikip kendini gosteriyor ve donuserek yerini yeniye birakiyor. Hali altina supurulmus konular, rafa kaldirilmis sorunlar, gereksiz bilincalti copleri, hastalikli fikirler, sapikliklar, Osmanlicilik modasi, kadina, hayvana, cocuga siddet ve taciz..hepsi donusum icin yuzeye cikan karanlik taraflarimizdir. Hepimizin sorunudur.


Su an butun dunyada olan budur. Karmik temizlenme....

Yarim kalmis islerin tamamlanmasi, kanayan yaralarimizin iyilestirilmesi, cozumlenmemis sorunlarin yeniden karsimiza cikarak kendini gostermesi.. Kisaca icimizdeki ve disimizdaki karanligin isiga donusumudur bu olanlar. Biraz zaman alacak ve sifalanma boyunca bizi acitmaya da devam edecek. Dayanikli ve sabirli olmaliyiz. Bu yuzeye cikan karanlik taraflarimizi sifalayip bag kesmeliyiz. Temizledikce, en alttan serbest kalan daha eski anilarimiz, acilarimiz, karmalarimiz yuzeye cikacaktir. Onlari da gorup, sifalayip kurtulmak gerekir. Ozellikle dolunay zamanlari arinmak ve salivermek icin cok uygun zamanlardir. Kacirmayalim.


2017'ye girmeden hem bireysel olarak hem de toplum olarak; sifalanmali ve arinmaliyiz. Eger 2017'ye kalirsa; o yeni donemin yuksek frekansli enerjileri eskiye ait kalan ne varsa savurur bir o yana bir bu yana. Kendimizi bir anda oyle bir kaosun icinde buluruz ki felegimiz sasar. Cunku atmamiz gereken gereksiz yuklerimizi atmamis oluruz. Bu yuzden yeni doneme tasidigimiz eski ve gereksiz ne varsa tek tek kendini bize yeniden gosterir. Yeter artik beni de sifalandir ve sali ver artik der. Eski yeni arasinda hapsolmak istemiyorsak hemen arinmaya baslayalim.

Bireysel Arinma Surecindeki Kopuslar, Bitisler:

Bizler, kurulu duzenlerimize bagimliliktan dolayi, bazen kotu bir ortam icinde olsak bile, bogulsak bile, mutsuz olsak bile o alandan cikmaya cesaret edemeyebiliriz. Bir kisir dongude travmalar icinde, ayni seyleri tekrar tekrar yasariz. Oyle bir alisiriz ki mutsuzluga ve bu travmalara, onlarin yasamimizdan cikmasi bizi bosluga iter kendimizi eksik hissederiz. Bu yuzden cesur davranip o kisir donguden cikip ruhumuzu ozgurlestirmek istemeyiz.

Ama eger uyanmaktaysaniz, uyanisa adim atmissaniz ve alaninizdakiler sizden frekans olarak geri ise mecburen birbirinizden koparsiniz. Ister kabul edin ister etmeyin. Enerji, enerjiyi cekeceginden; size uygun olmayanlarla ipler kopar bir sekilde.. Onlar kendi gibilerle siz de kendi gibilerinizle bulusursunuz. Bunu durdurmazsiniz, engel olamazsiniz..Ilahi plan boyle isler.


Bu yuzden bazen biz gerektiginde gerekli cesur adimlari atmadigimiz icin, ilahi sistem, karsimizdakileri kullanir ve onlar bizimle sak diye keser ipini. Iste o zaman ortada kalmis bir cocuk gibi yalniz ve terkedilmis hissedebiliriz ama aslinda  ne kadar guclu oldugumuzu ve ozgurlesmemiz gerektiginin, anlamamiz icin gereklidir bu tur seyler. Biz bitiremedigimiz icin, ilahi planla bitmis olur. Bu yuzden hayatimizdan kopan hersey icin asla uzulmeyelim, isyan etmeyelim. O ana fazla bagli kalmayalim, birakalim gitsinler. Yasamimiza kattiklari icin tesekkur edip sali verelim.

Uzuntuler, kopuslar, kaybedisler yemekteki baharatlardir. Yemege tad katarlar. Mutluluklar ise; yemekten sonraki tatlilardir. Tatli yemekten sonra iyi gelir. Ac karnina yenirse mideye oturur.  :)


Hayatinizdaki kisilerin, mal, mulk, ev, araba ve paranin sizden kopma vakti gelmisse, varsin kopsun. Serbest birakin, kabule gecin ki onlardan bosalan alani dolduracak olanlar daha cabuk gelsin. Yasanan hersey bizim egitimimiz icin gerekliydi, yasandi, bitti. Bunu ne kadar cabuk kabul edersek o kadar cabuk yenisine kavusuruz. Biz buraya yiyip icip, cocuk yapip, ev, araba, para, elbise sahibi olup egolarimiza yenik dusmek icin gelmedik. Bizim ilahi bir gorevimiz var: Buyuk ruha hizmet etmek. O bizimle nefes alir, bizimle deneyim yasar. Bizde misafirdir. Kuranda bahsedilen "Allaha kulluk etmek" le kastedilen de budur aslinda. Nefs terbiyesi diye anlatilan ise; egolardan kurtulustur.


Elbette herkes ister ki hayati; gulluk gulistanlik olsun para, mal mulk icinde yasasin. Ama o zaman kisir bir dongude ogrenemedigin dersler icin binlerce defa gelir gidersin dunyaya ..Evrimlesmen uzar ve gitmen gereken yolu uzatmis olursun. Yuvadan uzakta..Yapayalniz..Kim ister ki?

Bu yuzden, fazla yuklerinizi atin, kurtulun, sadelesin, ozgurlesin ki kanatlanip ucabilesiniz..Aksi halde tasidiginiz yukler, ayaklariniza dolanan ipler, sizi ucmaktan ali koyar.


Mevlana ne de guzel soylemis:

Güzel günler sana gelmez, sen onlara yürüyeceksin.

Sevgiler!

Aasmaestefan


12 Aralık 2016 Pazartesi

Samanik Ritueller Nicin Yapilirdi?

Stres ve Samanik Ritueller
Korku, parazit tarafindan saglanan bu kimyasal, ev sahibinin gonderdiklerinden farkli biyoelektrik sinyaller yaratir. Bu sinyal cevremizdeki organizmalara yayilir ve karsit bir guc tarafindan dengelenmedigi surece buyuyerek butun organizmaya ulasir. Doktor Fritz Allan Poe, vucudumuzdaki hucrelerin, isigin kucuk parcalari ve elektromanyetik alanin tekil birimleri olan 'foton'lar ile haberlestigini kesfetti. Vucudumuzdaki bu iletisim sistemi, insanlar arasinda da vardir. Buna 'morfik rezonans' denir. Samanlar, bilgeler ve antik insiyeler bunu bilirlerdi. Bu ogretiler tarih oncesi kulturlerde cok yaygindi. Sanatsal anlatim ve rituellerin, butun antik uygarliklarda cok onemli olmasi tesaduf degildir.
Sanat, ruhun karanlikta kalmis yerlerini ifade eden ve onu bilinc boyutuna tasiyan kisisel bir yontem olarak kullanilmistir. Bu, psikolojik terapilerdeki durumun aynisidir. Ritueller, astrolojik tarihlere gore olusturulmustur. Yildizlar ve gezegenlerin astro-psikolojimize etki ettigini biliyoruz. Samanlar rituellerini biyolojik ritim veya psikolojik dongu ile uyumlu astrolojik tarihlerde duzenliyorlardi. Bu ritueller katilimcilarin oz benlikleriyle olan iletisimlerini canli tutuyor ve psikolojik bastirmlari onluyordu. Insanlar icindeki kotuluklerle yuzlestigi ve onlari kendilerine ait olduklarini kabul ettigi surece; onlari butunuyle fiziksel dunyaya yansitmiyorlardi. Icinde ne var ne yok getirirsen, o getirdiklerin seni kurtaracaktir. Eger icindekileri buraya getirmezsen, o getirmediklerin seni yok edecektir.


Ruhsal hastaligimizin nesli, insanlari butunuyle kavgaya ya da kacisa zorlayan bir takim afetlerden sonra hizla genislemeye basladi. Bu buyuk bir stress durumu yaratarak halkin bagisikligini zayiflatti. Vucudumuz stress altindayken hastaliga karsi daha dayaniksizdir. Bu yuzden kara parcalari tamamen tufanin sularinca yutuldugunda insanlarin hastaligi baslamisti. Bu tufan bir cok kabileyi, kabile reisini ve uygarligi evlerinden uzaklara suruklemisti. Insanlar yasamlarini surdurebilmek icin yeni evler ararlarken, ruh sagliklarini koruyan rituelleri de askiya almislardi. Boylece samanlar dunyanin farkli yerlerine yayildilar. Butun bilgilerini iclerinde muhafaza ettiler.

Bizler antik Misir ve Orta Amerika'daki Mayalr gibi gelismis uygarliklarin, bilimde doruga ulasmalarini saglayan bulgular ve kendilerinden onceki doneme ait kalintilarin varligindan tamamen habersizdik. Onlarin inanilmaz boyutlardaki matematik, astroloji, tarih, ekonomi, yonetim ve mimari alanlardaki bilgilerinin kendi kendilerine olustuklarina inandirildik. Bu durum, bu uygarliklarin gizlenmis kokenlerine yonelik bir cok arastirmanin yurutulmesine yol acti. Hic de sasirtici olmayan bir sekilde bu bilgileri gizlemeye yonelik operasyonlari yurutenler tam olarak, daha once bahsettigimiz politik ve dini alandaki soydan gelmekteydiler. Unlu Iskenderiye kutuphanesi ve degerli metinlerin yakildigi olaylar, bu operasyonlardan bazilariydi.

Tum bu bastirmalardan sonra bile hala hemen hemen butun ulkelerde bu eski uygarliklarin kalintilari bulunmaktadir. Avrupa'nin kolonilesme harekati baslamadan uzun zaman once Kuzey Amerika'da antik kulturlerin goruldugune dair buyuk kanitlar vardir. Barry Fell, 'America BC' adli kitabinda diyor ki: Amerika'nin, Kanada ve Latin Amerika dahil neredeyse her bolgesinde bundan 2500 yil oncesine ait, cesitli Avrupa ve Akdeniz dillerinde yazilmis kitabeler bulundu. William Comynus Beaumont'un yazdigina gore; Toltek ve Maya Uygarliklari Amerikan topraginda dogmamistir. Burda sadece gelismisler. Misir'la yakin akrabaliga sahip hiyeroglif alfabe sistemi ve ileri sanat yapitlari gelistirmislerdir. New England'dan diger kuzey eyaletlere kadar bir cok yerde denizcilerce kurulmus, yazitlar, oyma kitabeler ve gomutlerle dolu yerlesim birimleri bulundu. Buralar M.O 100'e kadar varan eski tarihlere aitttir.

Bu bilgileri hasir alti etmek icin malum gucler, gercek tarihi bilgiye sahip kaynaklari yakip yikmakla kalmadilar, bunun yani sira antik samanlardan; sonraki caglara miras kalan kulturleri de sildiler. Gelmis gecmis en yikici soykirim, Saman kabilelere uygulanan soykirimdi, ki hala oyle. Geleneksel koklerimizi kaybettik ve rituelleri bilmiyoruz. Amerikan yerlilerinin dragon ve hayalet danslari...Tum bunlar neyin nesi acaba? Dunyadaki butun samanlar, rituellerini yaptiklari zaman aslinda islerini yapmis oluyorlardir. Uyumla, danslarla, yeryuzunun bagisiklik sistemini guclendiriyorlardi. Fakat hepsi katledildi. 17. yuzyilda olan sey tam olarak buydu. Yerli halkin topraklarina girildi ve herkes katledildi. Kraliyet ailesini temsil eden birkac kisiyle birlikte Kolomb, yerlilerin hayatini mahvetmek ve madeni kaynaklarini somurmek icin kesfe gonderildi. Karayiplerdeki her adayi gezdi, altin madenlerini bosaltti ve Tano kabilesinden bir suru kole topladi. Leah Trabich'e gore 3 yil icinde tam 5 milyon yerli katledildi. 15 yil icinde 250.000 kisilik Arawak kabilesi tamamen yeryuzunden silindi. Avrupa'nin eli degmeden once Amerika'nin nufusu 12 milyondan fazlaydi. Dort asir sonra bu sayi yuzde 95 azalarak 237 bine dustu. 1494'ten 1508'e kadar, 3 milyondan fazla insan savaslarda, kolelikte ve madenlerde telef oldu. Gelecek nesillerden buna kim inanabilir?

Bozuk bir soydan gelen baska bir figure Hernando Cortes, Azteklerin buyuk bir kismini yok etmis ve maden kaynaklarini yagmalamisti. Ayni olay Cortes'in ikinci kuzeni Francisco Pizarro tarafindan da tekrarlandi. Peru'daki Inka imparatorlugunu fetheden kisi de oydu. Bu canavarliklar Afrika, Yeni Zellanda, Yeni Gine ve Dogu Timor'da da goruldu ve bugun Kanada'da hala gorulmekte...

Antik dunya ve gercek tarihimiz hakkindaki kalintilari yok etme girisimleri bilincli yapilmis hareketlerdi ama yine de bu bastirmalar icin politika ve dinle iliskili herkesi ve her seyi kategorize etmek ve suclamak talihsizce bir hata olur. Bunu yapmak, bir suru yozlasmis eksik parca oldugundan ve bugunku ruhani metinler ozlerinden saptirildigindan, ruhani kavrayisin pesindekiler icin dogaldir ve bu ruhani bilgeligin eksikliginden dolayi dunyadaki yerlerini anlamaya calisan durust ve ahlakli insanlar, bu acigi istismar eden cevrelerin istahini kabartmaktadirlar. Hayatlarimizi en basit sekilde surdurecek yeterli guce sahip olmak; ornegin, basitce 'bir baska tuzak' diyebilecegimiz ve insanlarin buna acikca dustugu 'New Age' hareketine bakalim. Surekli kotu birseyler ariyorlar ve kendilerine verilen herseyi aliyorlar. Bu oz anlayistan yine cok uzak . Bu sadece din eksenli bakis acisinin bir baska versiyonu. Insanlar yeni birseyler ariyorlar. Yeni bir tur ruhanilik ariyorlar, bir seyleri degistirmek ve kendilerini mukemmellestirmek istiyorlar. Ama bunlar istismar ediliyor. Yaptiklari sey size baska bir suru psikolojisine ya da modern bir dine sokmaktan baska birsey degil. Malesef insanlar hala bunlardan kurtulmaktan acizler. Kendi yolculuklarini ve yollarini takip etmekten acizler, oysa bu en onemlisi..

Kultler ve Mitoloji
Hepimizde biraz sizofrenik kisilik durumu var. Kendimize karsi trajik bir bolunme. Hiristiyanlik oncesi cagda, bircok dogaustu guc kultu vardi. En onemlileri Yildiz, Gunes, Saturn, Ay ve Gokyuzu kultleriydi. Yani basitce, Ay kultundekiler Ay tanrisina taparlardi. Gunes kultundekiler Gunes tanrilarina taparlardi. Ortadogu'da olusan Saturn kultundekilerin taptiginin adiysa El (ya da Ely) idi. Incil'de de anlatildigi uzere israilogullari Misir'dan ciktilar. Vaat edilmis topraklara girdiler ve burada Isis'in Ay kultu, Ra'nin Gunes kultu ve El'in Saturn kultu ile kaynastilar. Israil (Is-ra-el) adi burdan gelir; Isis-Ra-El = Israel

Eski israil kultu ve mitolojisi, Yehova  ataerkil masallar, Misir'daki olaylar ve gerisi butun ilahi dinlerin koklerini olusturmustur. Bu kokler antik Yakin Dogu felsefelerinin yardimiyla gelismistir. Yahudilerin takkeleri, Muslumanlarin turbanlari ve sariklari hep bu gokyuzu kultlerinin sembolleridir. Yildiz kultu, en eski ve one cikan kultlerden bir tanesiydi. Saydigimiz butun bu kultler her ne kadar ruhani amaclar ve dunyevi idare icin yaratilmis olsalar da bazilari zamanla baska amaclara yoneldiler. Tahmin edebileceginiz gibi, her bir guc kurumunda kucuk kultler, tekil tanrilara tapilan ana kultler icinde vucut buldu. Mitra ve Dionysus kultleri buna ornektir. Bugun Mitra ve Frigya'nin bas sembollerini hala kullanilan dolarin uzerinde gorebilirsiniz. Bircok ulkenin askeri kodu, Paraguay bayraginin ters tarafi, Abd senatosunun muhru ve bir Gunes kultu kutlamasi olan Noel gibi..
Dionysus kultunde, bir cok bayram kutlanirdi. Bahar ekinoksunda Atina'da kutlanan 'Buyuk Dionysia' bunlardan biriydi. Bu festivaldeki en onemli etkinlik; sairlerin, muzisyenlerin ve komedyenlerin acik hava tiyatroda performanslarini sergiledikleri 'Thaimela' yarismasiydi. Muzisyenlerden vergi alinmazdi. Sanatcilar askerlikten muafti. Dionysus kultu bugun hala hayattadir. Eglence endustrisi olarak...

"Hiristiyan kilisesi, bir 'Tarih Oncesi Kultler Ansiklopedisi'dir." -Friedrich Nietzsche

Eski Ahit, butun bu hikayeleri icermektedir. Bu kultu devam ettiren hanedan, torunlari sayesinde bugun hala varligini surdurmektedir ve cok guclu konumdadir. Bu kultler butun uygar toplumlarda hala vardir ve guclu pozisyonlarda bulunmaktadir. Bu gruplarin en onemli isleyisleri, insanlarin rizasini almalari ve onlari suc ortaklari yapmalaridir.


8 Aralık 2016 Perşembe

Kainatin Duzeni ve Kapitalist Somuru Sistemi

Kymatica
Dogada, bes duyu organimizla algiladigimiz her sey iki temel esastan olusur. varligin ozunde hersey, etki ve tepki arasindaki iliskiden meydana gelir. Alici guc konumundaki disi, 'tepki'dir. Onun karsiladigi eril yaratici guc ise 'etki'dir. Ikiligin esasi budur. Bu ikiligi antik mitlerde ve felsefelerde gorebiliriz. Bugun saptirilmis ve bozulmus haldeki felsefe ve kutsal yazitlar, bu kutuplardan birini 'iyi', digerini ise 'kotu' olarak adlandirmaktadir. Gercek bilgeler, oz bilgiye ulasanlar ve samanlar ise ikisini de gerekli gorurler. Cunku bilirler ki eger bunlardan biri olmasaydi, digeri de olmazdi. Bu iki onemli merkez, evrende birlikte vucut bulur ve herseyi sekillendirirler. Iste bu Kymatica'dir.

Dil ve Ses
Dil, kainatin duzeni, dogadaki butun seyler arasindaki iliski bu prensibe dayanmaktadir. "Cymatics-Gelecegin Bilimi" isimli calismasinda Pete Petterson soyle der: Dogada herseyin icinde Kymatica'dan ornekler goruyoruz. Bu fenomen, biyolojik evrimin isleyisini saglayan en onemli guctur.

Dan Winter, ibranice ve Sanskritce gibi antik dillerin konusuldugunda ozel geometric yapilari harekete geciren bir titresim frekansi yaydigini ispatlamak icin bir deney yapti. Arastirmalar yogunlastikca Ibranice, Sanskritce, Aramice, Arapca ve diger eski dillerin, bugunku dillerin kokeni olduguna ve bu yuzden kaynaga daha yakin olduguna dair ipuclari bulundu.

Swami Murugesu, "Mantra Bilimi" adli kitabinda bir insanin yanan bir kandile yogunlasarak Sanskritcedeki ozel bir kelimeyi duzenli olarak tekrarladiginda bu kelimenin frekansi nedeniyle alevin renginin degisecegini iddia ediyordu. ayni seyden, kan basincinin alcalip yukselmesinde de bahsediliyor kendi deyisiyle.

Bazi belirli sesler, vucudumuzdaki elektrik akimini ve sinir sistemimizi etkileyebilir. Titresimlerin yarattigi herhangi bir degisiklik, insan zihnine ve atmosfere dogru yayilir, Tum bunlar yalniz egitimle bilinebilir ve pratikle hayata gecirilebilir. Bu yeniden kesfedilen ses bilimi sesin salt titresim sinyallerinden daha fazla oldugunu gosteriyor. Ses, hayatla yalnizca etkilesimde bulunmaz, ayni zamanda onu destekler ve gelistirir. Insanlar, toplumlar ve medeniyetler arasinda bir bilinc kanali ozelligi gosterir.
Egomuzun hakimiyeti yuzunden katlanmak zorunda kaldigimiz bu ruhani hastalik butun insanligi ilgilendirrmektedir. Ruhani ayriligimiz, kendi icimizle iletisim kurmamizi engellemektedir. Aynen vucudun icindeki kanserli hucrelerin yaptigi gibi, Bu butunun icinde insan ve doganin geri kalani arasinda bir dil engeli yarattik. Bu kuresel bir kanser gibidir. Tarihten bu gune antik dillerin etkisi azaldi ve kokenden uzaklasildi. Ibraniceden ingilizceye yapilan alfanumerik bir ceviri bu iki dilin birbirinin tamamen tersi oldugunu gosteriyor. Kymatic etki anormal sonuclar...

Doktor Lenon Orwell, DNA uzerindeki calismasinda soyle diyor: Beynin duyusal motor korteksinin ucte biri dile, agiz bosluguna, dudaklara ve konusmaya baglidir. Bir diger deyisle, konusurken ya da sarki soylerken yayilan oral frekans hayatimiz uzerinde guclu bir etkiye sahiptir. Titresen genlerin butun organizma ve hatta turun evrimi uzerinde etkisi vardir. Bu durumda dilin bozulmasinin biyolijiyi nasil etkileyecegi anlasiliyor. Dil kadar temel ve onemli bir sey yozlasir, deger kaybeder ve bununla da kimse ilgilenmezse, daha baska neyi kaybedebiliriz ki?

Yasalar
Hayatimizda ozgurlugumuzun sinirlarini belirleyen seyleri bir dusunun; hukumet ve yasalar, saglik ve sigorta sirketleri, vergiler, yapi izinleri, ehliyet ve digerleri, ozgurlugumuz uzerinde, binlerce degilse bile yuzlerce kosul, kural ve sinir bulunuyor. Ve tum bu sayilanlarin disinda size uygulayip uygulayamayacaklari seyleri, kaciniz arastirdiniz? SImdi karsi koyamayacagimiz bazi yasalara goz atalim.

Yasa; Insanlara hukmeden tum kural ve yaptirimlarin hepsinin tek bir kategori altinda toplanmasi, sik dusunulen bir yanilgidir. Oysa insanlarin bagli oldugu, fakat kendi kendilerine direkt uygulamadiklari baska yasa turleri de vardir. Bir baska yanilgi da, haklarimizi bize devletin anayasasinin verdigi dusuncesidir. Anayasa zaten sahip oldugumuz haklari listelemekten baska bir sey yapmaz. Bizi yaratan tarafindan bahsedilmis ve elimizden alinamayacak haklarla dogduk. Bu haklar bize sonradan verilmedi ve sonra da elimizden alinamaz. Bizim yaptigimiz sey, sahip oldugumuz bu hakki kullanip kullanmamayi secmektir.

Ego
'Ego' denilen bu parazit yasamini surdurmek icin surekli beslenmeye ihtiyac duyar. Yiyecek, petrol vb kaynaklar enerjidir. Insan beynide elektromanyetik bir enerji alanidir. Bu potansiyel enerji kullanildiginda, egoya yasam veren kinetik enerjiye donusur. Bu senaryo kucuk parazit organizmalarda gerceklesse de, durum 'insanlik' dedigimiz kollektif organizmada da tamamen aynidir. Bir parazit vucuda, parazitlerin yasamak icin ihtiyac duydugu kimyasallari salgilatir. Vucut bundan habersiz oldugu surece, parazit beslemeye devam edecek ve kendisi ac kalacaktir.

Wilhelm Reich tum toplumlarin organik biyolojik durtulerin acliginin yol actigi psikozlardan muzdarip oldugunu belirtiyor. Ornegin cinsel bastirmalar, somurdugu kitlelerden beslenen kiliseye guc veren bir faktordur. Cinsel kaygilar, sucluluk duygusu, otorite utangacligi dogurur ve cocuklari ailelerine bagimli yapar. Yetiskinlerde bu bagimliligin yerini devlete bagimlilik alir. Iste kapitalist somuru boyledir. Bu bastirilmis kitlelerin entellektuel guclerini felc eder cunku burada biyolojik enerjinin en buyuk parcasi zarar gormektedir. Sonunda yaratici gucun daimi gelisimi yok edilir ve insan ozgurlugune yonelik tum amaclara ulasmak imkansizlasir. Her bagimsiz bireyin kolayca kitleleri yonetebildigi bu ekonomik system, bu yuzden ezilen kitlelerin ruhsal yapilari uzerinde yukselmektedir.

Reich'in burada gostermeye calistigi sey; kollektif boyutta, biyolojik, ruhsal ya da duygusal, dogal bir fonksiyonun bastirilmasi, anormal bir reaksiyonla, bir rahatsizlikla sonuclanacaktir. Bu hastalik ya da rahatsizlik, kollektif bilincalti yoluyla kitlelere tipki bir salgin gibi yayilir. Insanlik kisitlanmis ozgurluk vebasiyla karsi karsiya kalir. Bu; su demektir: Insanlar ve kitleler kendilerini ruhsal anlamda yonetmekten acizler. Durum, makro kozmozda kendini hukumet ve dini kurumlarda acikca gosteriyor. Bu apacik bir saltanattir, ulusal ve bireysel saltanat, herkese ve herseye sahip yeryuzunun rezil hukumdarlari, insan uygarliginin krallari. Politik, sosyal, ekonomik ve ruhsal diktatorluk, ruhsal zulum...Ruhumuzdaki bu basit hastalik, bu sorumsuzluk ve temel insani ozgurluge olan ilgisizlik, bu gezegende insanlara hukmetmis butun despotlarin yolunu acan seydi.

Korku
Insanlik; korku, umursamazlik ve nefret cemberi icinde hapsoldu. Hiyerarsik politik sistemleri ve burokrasileri; bu icguduler kontrol ediyor, insanin temel mutluluk arayis hakkini sinirliyor. Korkuya, duyarsizliga ve nefrete dayali bir toplum; ozunde. bireylerin mutlulugunu etkileyen bir sistem meydana getirir. Bu sistem bireysel gelisimi sinirlar, alt-ust tabakali toplum yapisini ve yanlis amaclar uzerine insa edilmis bir sinif toplumunu destekler. Fakat kitlelelerin korktugu bu baskici despotlar, bizden farkli degillerdir. Onlar aramizda bizimledirler.

Halil Cibran 'Peygamber' adli kitabinda sairane bir dille soyle diyor: En kutsal ve erdemli olan, sizin icinizdeki yucelikten daha yukarida degildir. En asagilik ve aciz olan, yine sizin icinizdeki en asagi olandan daha asagida degildir.

Hepimizin en korkunc gunahi isleyebilme ve birbirimize en guzel sefkati gosterebilme kapasitemiz bizde mevcuttur. Bu ruh ve zihinlerimizdeki hastaligi gayet iyi aciklar. Et ve kana karsi degil, emirlere karsi savasmak. guclere, dunyadaki bu karanligin hukumdarlarina karsi savasmak, yuksek mercilerdeki ahlaksizliga karsi savasmak.

Kraliyet aileleri, hukumet liderleri, Birlesmis Milletler, finansal organizsayonlar. tekel sirketler ve medya canavarlari...bunlarin hepsi yanlis egonun yansimalaridir, hastaligin fiziksel belirtileridir. Yasamak icin bizim bilinc ortakligimiza, bilinc enerjimize ihtiyac duyarlar. Cunku bizim katilimimiz olmadan, ortakligimiz olmadan aclik cekeceklerdir. Onlarin devami bizim yonetilme arzumuza baglidir. Bu hastaligin insanlar arasinda yaygin olarak gorulen bir belirtisi de; onun surekli tarafimizca red edilmesidir.

Bastirma
Kendimiz hakkinda kabul etmedigimiz ozellikleri devamli olarak bastiririz. Iste bu yuzden yanlis egomuzu ve bu hastaligin belirtilerinin neler oldugunu gormemiz zordur. Bir ulus hatalara ve hirslara sahip olsa bile yasayabilir. Ama kendi icinde bir hiyanet varsa yasayamaz. Isre egomuzun yapisi da boyledir. O sahip oldugumuz ozgurlugu bize unutturan bir aldaticidir. Bu ruhsal parazitin yasamini surdurmesi icin bizi, ona bagimliligimizi surdurecek bir kimyasalla beslemesi gerekir. Bizim paraziti besledigimiz kaynak ise bilincimizin enerjisidir.

Korku kimyasali, insanligin korunma ve savunmaya ihtiyac duymasina sebep olur. Vucudun yasam fonksiyonlari, iki temel fonksiyona indirilebilir. Bunlar her organizma icin gecerlidir. Iyi buyuyebilme yetisidir. Biyolojinize ozen gostermeli ve varliginizi surdurebilmelisiniz. Ikincisi de kendinizi koruyabilme yetisidir. Eger sadece buyuyup gelisebiliyor, fakat kendinizi koruyamiyorsaniz, bir baska seyin yiyecegi olursunuz. Yani hayatta kalmak; gelisebilme ve kendini koruyabilme arasindaki dengedir. Insan uygarliginin ve insan evriminin tarihinden dogamizin, 'gelisme durumunda' bulunmak oldugunu ve korunmanin da bize tehlike aninda yardim eden birsey oldugunu ogrendik. Ayni anda hem gelisme hem de korunma durumunda bulunamazsiniz.

Asil olay su ki; korunmaya ihtiyac duydugumuz anda salgilanan stress hormonlari, mide ve ic organlarimiza giden damarlardaki kani keser. Burasi vucudun gelisimini surduren kisimdir. Soyle ki; ic organlariniza giden kani alip kollariniza tasidiginizda ic organlarinizda kan kalmaz yani gelisme durur. Ama dovusmeye hazirsinizdir. Kavganiz bittiginde kan geri ic organlara doner ve gelisme devam eder. Bugun yasadigimiz dunyada 7/24 korku hakimdir. Yani vucutta surekli olarak stress hormonu salgilanmaktadir. Surekli salgilaniyor ve bizi kosmaya, dovusmeye ya da ucmaya hazir tutuyor. Her bir an ani bir hamleye haziriz, cunku defans modundayiz. Bu da enerjimizin buyuk bir cogunlugunu savunmaya harciyoruz demek oluyor. Eger devamli savunma halindeyseniz, hayatta kalamazsiniz..

Bu nedenle kapitalist somuru sistemini kuranlar bizi surekli korku ile savunma halinde tutmaya calisirlar. Kaos yaratarak, ses ve bilincalti kodlamalarini kullanarak bizi hastalikli hale getirirler. Sorunlarla mesgul ederek enerjimizi dagitirlar ki kendileri krallar gibi yasasinlar..

Simdi bu somuru duzeni yikliliyor ve insanlar korkuyla yasaya yasaya bagisiklik kazanmis gibi, eskisi kadar etkilenmiyorlar, korkmuyorlar. Korku, yasamin dogal bir parcasiymis gibi, siradanlasti. Donusume ugrayarak etkisizlesiyor. Bu da uyanisi hizlandiriyor. Insanlar, gucunu ve yatariciliklarini kesfediyorlar..Somuru duzeninin sonu geldi..


Sevgiler!

Aasmaestefan@gmail.com

Kymatica videosundan yararlanilarak hazirlanmistir. Ceviri yapan, Tolga Yazicier- Emre Sukenari- Alper Kaya' ya tesekkurler!