22 Eylül 2017 Cuma

Bir Astral Plan Hikayesi



Bundan bir kac hafta kadar once, bazi bilgiler edinmistim ama o zaman yazmadim. Ozellikle zaman gecmesini bekledim. Gorduklerimi bazi arkadaslarimla paylasmistim. Gidisat bu gorduklerimin ciddiyetini gosterdigi icin yazmaya karar verdim...ki donusturme icin birseyler yapabilelim.

Malum kisinin kacak evinde, odalari gezerken; calisma odasinda ahsap bir masanin uzerinde egitimle ilgili planlarini, yapacaklarini gosteren evraklar gordum ve okudum. Okuyunca sok oldum tabi ama an'da mudahele ederek, dua seklinde bir yaratim yaptim. Duam suydu:"Butun bunlari yeni gelecek bir lider degistirir. Bu kisi bu planlarin hepsini bozar ve egitimi duzeltir." (Not: Egitimlerimde, astral planda iken, o anin enerjisiyle ve bilinciyle yapilan yaratimlar gercekten oldugu, bazi orneklerle ogretilmisti. Bu yuzden bu duama cok guveniyorum)

Sozlerim bitince odadan cikmak uzereyken iki tane erkek geldi. Bunlar metafizik alemde gorevlendirilmis astral bedenli korumalardi. Orta yasli biraz gobekli, kisa ve salvarliydilar. Baslarinda koy sapkalari vardi. (Tarikat korumalari oldugunu dusunuyorum) Beni ordan cikarmaya calistilar."Cik burdan. Duani git baska yerde yap." dediler. Sadece uyariyla yetindiler. O sirada malum kisi homurdana homurdana odaya geldi ve beni gordu. Onun yuzune de ayni duali yaratimimi soyledim. Sinirlendi ve cikarin bunu odamdan dedi. Homurdayisindan surungen oldugu o kadar belliydi ki...Ben guvenle yatagima dondum ve uyandim.

Planlari Ne idi:
Teogu kaldirmakla zaten ifsa ettiler. Universite sinavini kaldirmaklada ifsa etmeye devam ediyorlar. imam hatipler sinavlarda basarisiz olunca, bir yere yerlesemeyince, kayitlarda dusmeler basladi. Yaptiklari okullari dolduramadilar. Bu yuzden ordakilerin onunu acmak icin butun sinavlari ortadan kaldirip, en iyi okullara beyni ortulu, isid zihinli imam hatiplileri yerlestirecekler. Boylece egitimli, modern aileler bile cocuklarini, iyi bir kariyer icin imam hatiplere gondermek zorunda kalacaklar. Bu sekilde mezun edilenler devletin en onemli kurumlarina, orduya, yargiya ve emniyete, devsirme usulu  miltianlar olarak yerlestirilecekler. Butun bu planin hedefi ise; 2019 daki secim. Eger o secimi kazanirsa, ulkedeki sistemi, yasal yada zorla degistirmeyi planliyor. Devsirecegi bu militanlar da o alt yapiynin taslari. Zaten genclik kollarindaki tum suc makinelerini; polis, bekci veya guvenlik gorevlisi yapma bahanesiyle silahlandirdiklarini biliyoruz. Arkadan imam hatiplerden yetisen militanlari da hesaba kattigimizda, adamin kafasindaki islam devleti hayalini gormemek mumkun degil.

Yukaridaki ziyaretten bir kac gun sonra ikinci bir ziyaretim daha oldu. Bu seferki evraklardan okudugum kadariyla, mit ile ilgili onemli bir degisiklik planlaniyordu. Mitin icinde yeni bir gizli birim kurulacak ve bu birimin tek gorevi; devlet kurumlarinda, orduda ve emniyetteki Ataturkculeri, alevileri isten atmak icin yontemler bulmak. Tuzaklar, mektuplar, tehditler hazirlanip bu kisiler pes ettirilip, istifaya yada emeklilige zorlanacak. Olmazsa uretilmis suclarla hapse attirilacak. Bunlardan bosalan yerlere ise hatip militanlar yerlestirilecek. Devleti top yekun bir parti devletine donusturmeyi planliyorlar.

          (Onlarin bazi planlari olabilir ama ilahi evrenin de onlar icin elbet bir plani vardir.)



Bunlari yazdim cunku ancak bilinmeyen seyler bize zarar verebilir. Bir fikrimiz olmadigi icin karsi onlem alamamis oluruz. Bildigimiz zaman onlem alma sansimiz oldugundan, bize etkisi azalir. Bizler butun bu planlari dusuncelerimizle bloke edebiliriz. Surekli, engellerle karsilastiklarini dusunup, imgeleyebiliriz. Uygulamada cok zorluk yasadiklarini, yuzune gozune bulastirdiklarini imgeleyebiliriz. Hazirladiklari butun tuzaklara kendilerinin dustugunu imgeleyebiliriz. Egitim sisteminin, karanligin elinden kurtulup, isiga kavustugunu dusunebiliriz. Cocuklarimiza yapilan butun haksizliklarin ifsa oldugunu ve bu olaylarin insanlari uyandirdigini dusunebiliriz.

Onlarin karanlik duslerine karsi bizim pozitif ve sevgi dolu duslerimiz daha cabuk gerceklesecektir. Ahlamak vahlamak bizi bir yere goturmuyor. Zaten zaman hizlandi, pozitif yaratimlar da ayni hizda gerceklesiyor. Bos durmayalim lutfen. Cocuklarimiza ve Ataturkumuz'e olan borcumuzu odeme zamanidir.



Sevgiler!

Aasmaestefan@gmail.com

19 Eylül 2017 Salı

9:19 - Bir Cift Mavi Gozle Temas


Digital saatlerde aniden ve plansiz sekilde 9:19'a denk gelmek; 'bir cift mavi gozle temas' demektir. Yani o anda Ataturk enerjisine, bilincine baglanmak demektir. Bunu yasayanlar, ya onun tarafindan gorevlendirilmis ruhlardir yada uyanis icin onun enerjisinden destek aliyorlardir.  


Benim evimde hep "Ataturk Kosesi" olmustur. Her 10 Kasim'da bu kosede Atamiz icin bir dakika saygi durusunda bulunur, dua eder ve ona tesekkur ederim. Amerika'ya tasininca zaman farkindan dolayi anma torenini Turkiye ile ayni saatte yapamamistim. 10 Kasim 2015 gunu, aksam saat 9:05'te Ataturk'u anmak icin calisma yapmaya karar verdim. Ulkemiz icin yaptiklari nedeniyle ona bir kez daha tesekkur edip, sukranlarimi sunmak istedim. Ne zaman Turkiye ile ilgili astral planda yaratim calismasi yapsam onu cagiririm ve hologramiyla bana eslik eder. O gun yine kendilerini meditasyonuma cagirdim. Gelip karsima oturdu. Cok şik giyinmisti. Griye benzeyen bir takim giymisti. Omuzlarina asili bir paltosu, sag elinde bastonu, basinda sapkasi vardi. Oturunca, sapkasini ve bastonunu yere indirdi. Palto hala omuzlarinda idi. Sohbet etmeye basladik. Sorularimi cevapladi, onerilerde bulundu. Sonra bir Turkiye haritasi cikarip uzerinde isaretli bazi yerler gosterdi.

Ataturk'un bana gosterdigi haritada, butun dogu illeri isaretliydi. Ankara ve Istanbul da isaretliydi. Ancak haritada bir de 'Artvin' sehri isaretlenmisti. Artvin' in isaretli olmasi cok garip gelmisti. Hatta o zaman iki bayan arkadas daha calismaya eslik etmisti. Kendi aramizda 'Artvin' icin ne olabilirki diye cok dusunduk. Hicbir olayin olmadigi sessiz sakin uzak bir ilimizdi...

Atamiz, bu isaretli yerler icin: "Buralara dikkat edin, onemli olaylar olacak." dedi. O zamanki sartlarda dogu illerinde birseyler olmasi imkansizdi. Cunku oralarda, akpkk destegi ile adeta kürt eyaletleri kurulmustu. Pkk sehirlere kadar inmis, yol kesip kimlik kontrolu yapiyorlardi. Akp sadece izliyordu ve aralarindaki isbirliginin bozulmasi mumkun gorunmuyordu. Birlikte ulkeyi bolmek icin mukemmel calisiyorlardi.

Calisma sirasinda Ataturk bana "gozlerini ac" dedi. Actim ve "saate bak" dedi. Kosedeki digital saate baktigimda 9:19 u gosteriyordu. "9:19'u her gordugunde beni yaninda hisset." dedi ve gitti. O gunden sonra hemen hemen hergun plansiz sekilde 9:19 'a gozum carpar ve bir cift mavi gozun baktigini hissederim. Beni izledigini, yanimda oldugunu bilirim ve hemen ona sevgilerimi, saygilarimi sunar, tesekkur ederim. Ulkemize, enerjisiyle, bilinciyle yardim etmesi icin cagrida bulunurum.

Bu calismanin ardindan bir kac ay gecti ve haritada isaretli olan dogu illerimizde operasyonlar yapilmaya baslandi. Akp, yarattigi canavarla savasmaya basladi. Ankara ve Istanbul'da da aci olaylar oldu. Artvin'de ise Cerattepe maden protestolari oldu. Bu yasananlardan sonra Atamizdan gelen mesajlara cok onem verdim.


Eger, sizin de digital saatlerde 9:19'a plansiz sekilde aniden gozunuz takiliyorsa, bilin ki o anda Ata  enerjisi, bilinci size baglaniyor. Muhtemelen ona hizmet icin anlasma yapmis gorevli ruhlardan birisiniz ve size gorevinizi hatirlatiyor yada uyanmaniz icin gerekli olan enerji destegini sagliyordur. Bana bir calismada, kendisinin bizzat gonderdigi binlerce gorevli ruh oldugundan bahsetti. Bir kismi dogarak gelmis bir kismi da sonradan bedenlere inmisler. 2019'da olacak kitlesel bir uyanistan bahsetti.

2014 yilinda yasadigim bir ruya:

Bembeyaz bir odada, beyaz giyinmis bes alti kisiden biriydim. Duvar boyunca dizilmis modern bir yuvarlak koltukta oturuyorduk. O an o kadar gercekti ki hucrelerime kadar bu gercekligi hissediyordum. Aniden iceriye yine beyaz giyinmis Ataturk girdi. Elinde beyaz zarflar vardi ve onlari alip tek tek bize dagitti. Herkes sirayla zarfini acti ve gorevini ogrendi. Sira bana geldiginde zarfi actim, okudum ve hemen saskinlikla gozlerimi actim uyandim. Uyanir uyanmaz, kagittta okudugum gorevimi hatirlayamadim. Haliyle cok uzuldum. Ama bir yil kadar sonra o kagitta yazilani yeniden gordum. Sadece 'Turkiye' yaziliydi. Turkiye'deki uyanisa ve yeni cagin sekillenmesine yardim edecektim...Su anda bir cok kisinin yaptigi gibi...

9:19'u gorun yada gormeyin, Ataturk'u ulkemizin kurtulusu icin yardima cagirin. Bedenliler olunce enerji olarak yasamaya devam ediyorlar ve biz istersek yardima mutlaka gelirler. Onlar bizimle ruyalarla, vizyonlarla, telepatik iletisimle, isaretlerle konusurlar. Ataturk' ile ilgili alinan mesajlar, gorulen ruyalar ve vizyonlar dikkate alinmalidir. Baska boyuttan bu dunyaya mektuplar bu sekilde geliyor.

Bir yil once grupca yaptigimiz bir Turkiye calismasinda Ataturk bizi uyardi. "Heykellerimi koruma altina alin, onlara saldiracaklar." dedi. Ozellikle bu sene onun heykellerine yapilan saldirilar daha da arttinca Ataturk'un hakli uyarisini anlamis olduk. Bizim yapacagimiz kucuk bir korumanin bu konuya faydasi olacaktir. Sevgimizle heykelleri, anitlari korumaya alalim. Yanindan gecerken, onlarin etrafina pembe renkli sevgi enerjisiyle bir yuvarlak bariyer cizelim ve burdan sadece 'sevgiyle olan' gecer diyede muhurleme yapalim.

Temmuz ayinda yine grupca, '8/8 enerji kapisi' calismasi yapmistik. O gun Ataturk bana yeni bir Turkiye haritasi gosterdi. Ilginc oldugu icin yazmaya karar verdim. Cunku haritada Turkiye sinirlari icinde; Suriyenin ve Irak'in bir kismi da alinmisti. Irak'tan alinan parca Musul ve Kerkuk olabilir. Bu onemli bir mesajdir bence.

Gecen hafta baska bir calismada yine Atamiz'dan onemli mesajlar aldim. Sistem degisimi ile ilgiliydi. "Malum kisi hayallerini gerceklestiremeden ölur ve etrafindakiler de dagilir. Beni sevenler birlik olur ulkeyi yeniden duzeltir" dedi. Ben bu ongorusune kalpten inaniyorum ve sizlerin de inanmasini istiyorum. Inancimiz hayalimizi guclendirir. Hayalimiz ise yaratimimizi hizlandirir.

Ataturk demek 'Ask' demek. Bizim bir tek kurucumuz ve kahramanimiz var. O da Mustafa Kemal Ataturk'tur ve sonsuza kadar da oyledir...


Rauf Denktas, 74 kibris hareketi oncesi Ataturk'u ruyasinda gormus:
...Darbeden iki-iki buçuk ay evveldi. Bir rüya gördüm. Ata­türk etrafında bir toplulukla Girne kapısından içeri gi­riyordu. Ben de etrafımda bir toplulukla kendisini karşıla­dım.
"Atam, bizi kurtar artık. Dayanamıyoruz. Mümkün de­ğil, dayanamıyoruz," dedim, elini öpmeye çalıştım.
Bana sert sert baktı. Sonra gülümseyerek, "Konjoktür önemlidir. Denktaş, konjoktüre dikkat ediniz," dedi.
Uyandığımda bu rüyanın şok etkisi altında kalmıştım. Bu sanki rüyanın ötesinde bir şey gibiydi.
Sanki Atatürk’le hakikaten karşılaşmış, konuşmuşum duy­gusunu taşıyordum. Çok heyecanlıydım. Sabahleyin erkenden saat 09.00’da Büyükelçi Asaf İlhan Bey’e gittim. Kendisine bu rüyayı anlattım ve rüyayı günlüğüme de yazdım. Dolayısıyla 15 Tem-muz’dan sonra Sayın Ece­vit’ten "Konjoktüre dikkat ediyoruz, konjoktüre bakıyo­ruz" şeklindeki mesaj gelince, "Asaf Bey geliyorlar," de­dim.
"Nereden bildin?" dedi.
"Hatırlamıyor musun rüyamı? İki buçuk ay önce ben sana geldim söyledim," dedim.
Hatırlamadı. "Defterime de yazdım" deyince, ben da­i­reme gelmeden bir memurunu gönderdi. Hakikaten gün­lüğün o sayfasını çevirdik tekrar okuduk...

Bu ruya, alinti yapildigi linkten de okunabilir.  http://www.dagarcikturkiye.com/kibrista-en-uzun-gece-yd-1124.html




Facebookta duyuru yapmistim. Bazi arkadaslar, Ataturk'le ilgili ruyalarini ve vizyonlarini paylastilar. Onlardan izin alarak, isim vermeden buraya ekledim. Baska gorenler varsa, yorum bolumune kendileri yazabilirler. Yada bana yazarlarsa, isim vermeden ekleyebilirim.

*********
"2038 de Anitkabiri gordum. Her yer bayraklarla donatilmisti. Bazi bayraklarin yuksekligi Anitkabirin yuksekligini geciyordu. Mahseri kalabalik vardi. Her yer insan doluydu. Ataturk'un olumunun 100. yil donumuydu. Sanirim herkes onun 100. olum yildonumunde gercek kiymetini anlayacak."

*********
"Ruyamda hic bilmedigim bir koydeyiz. Tek katli bir koy evindeyim ve hic penceresi yok. Evin onunde camurdan yapilmis bir merdiven ve oturma yeri vardi.  Orda oturuyordum ve Ataturk'de yanimda oturuyordu. Cok temiz ve duzgun giyinmisti. O kadar ciddiydiki, yaninda duruken bile cekinerek duruyordum. O sirada gozleri hep ileriye, uzaga bakiyordu.kaygiliydi. Ulkesi icin cok faydali oldugunu soyluyordu. Arkamizda yesil bir tahta kapi vardi, eski pusku. Diyorki, ulke icindeki en kotu seyler bak buradan baslayacak.Bura neki diyorum, donup bakiyorum ve kirmizi bir tabelada 'kuran kursu' yaziyordu. hersey kuran kurslarinda baslayacak diyor. Bu cok tehlikeli ve birseyler yapmak lazim diyor. Ulkemiz icin cok uzuluyorum diyor."

*********
"Bir suredir enerji calismalari ile ilgileniyorum. Aralik'ta Ilk yuksek benlik meditasyon calismamda Ataturk'u gordum. Samsun'u, Bandirma Vapuru'nu, cok etkilendim, aglayarak kendime geldim. Meditasyonu yaptiran hocam tekrar meditasyona donmemi soyledi ve oyle yaptim. Ataturk Mayis'ta beni cagirdi. Biletimi aldim Samsuna gunu birlik gittim. Hayatimin en kotu gunlerini yasiyordum. Tukenmistim. Bandirma vapuruna gittim. Once hicbirsey anlamadim. Ogleden sonra ikinci kez tekrar gittim ve burden ne mesaj almam gerekiyor diye sordum ic sesime. Tam cikmak uzereyken "never give up- Asla vazgecme" dedi bir ses. Baktim ve Ataturku meditasyondaki gordugum haliyle tekrar gordum. O an mesajimi almistim ve herseye sifirdan basladim."

*********
"Bir ay kadar once ruyamda denizin gok yuzuyle birlestigi sinirda, butun gokyuzunu boydan boya kaplayan Ataturk suretlerini gordum."

*********
"Deniz sinirli falezlerin yuksekliginde, falez olmayan bir yerdeyim. Genclerin oldugu bir kalabalik vardi. Aniden uzakta denizin ortasinda kocaman bir pankart aciliyor, gokkusagi gibi ve basindan Gunes yukselen Ataturk resimli. Gencler yine basardi diye dusunuyorum ve orasi Kusadasi korfeziymis gibi hissediyordum."

*********
"Yillardir meditasyonlarda goruyorum. Bir keresinde kahverengi bir salonda yuzlerce Ataturk vardi. Kapiyi bir yakinim acti. Meclise benzeyen bir salondu. Onun varligini hep hissediyorum ve yuzunu goruyorum."

*********
"Ruyamda Mustafa Kemal Ataturk'un bilinci beynimin icinden bana Mustafa Kemal adinin icinde sir oldugunu soyledi. Bu isim kisaltilamaz dedi. Bulundugum yerde dev bir gunesin icine girdim. Merkezi Gunesler Birligi oldugu yonunde bilis aldim ve bana "ishak ol" dedi."

*********

"Yesil mutfakli bir evdeydim. Mutfagin camindan disari bakiyorum ama baktigim yeri goremiyordum. Bi anda arkamdan birsey belirdigini farkettim ve dondugumde karsimda Ataturk'u gordum. Beyaz gomlekli, beyaz papyonlu, siyah takim giymisti. Arkasindan beyaz bir isik yansiyordu. Yanima geldi elini sirtima koydu ve "Ben sana ne dedim? Hersey guzel olacak dedim. Bak gordun mu dedigim oldu." dedi. Sonra bana yaklasti ve birlikte camdan disariya baktik."

*********
Yakın zamanda Atatürk ile ilgili rüya gördüm ve hatta bir yakınımız da rüyasında ona Atatürk kolyesi hediye ettiğimizi görmüş. Rüyamda er gazinosu gibi bir yerde oturuyorduk. İçeri Atatürk girdi ve herkes bir anda ayağa kalktı. Ben olayı geç idrak ettim ve sonradan kalktım. İçeride erler değil partililer ve devlet adamarı vardı. Kılıçdaroğlu fotoğraf çektirmek ve elini sıkmak için Atatürk'ün yanına gitti. Atatürk onu eliyle uzaklaştırdı ve kalabalığı yararak yanıma geldi. Elini omzuma koydu ve gözlerime uzunca baktı. Kılıçdaroğlu'nun fotoğraf çektirmek istediği noktaya beni götürdü ve rüya burada bitti.

*********

Ruyamda; malum kisi yerde hasta yatiyordu, korumalari uzerine kapanmis yardim cagiriyorlardi. O sirada yakin planda Ataturk'u gordum. Yuzu sertti ve uzgundu. "Bu zulum bitecek." dedi. Sonra Genclige Hitabeyi okumamizi istedi. Ben ve digerleri hepsini okuyamayinca Ataturk kizdi ve "iste bu yuzden" dedi. Utancla uyandim saat sabahin 5'i gibiydi. Hemen internetten 'Genclige Hitabe'yi buldum ve uykulu gozlerle hepsini okudum. Cok etkilenmistim.

*********
Bundan iki yil once ruyamda, yemyesil cayirlarin oldugu bir alanda tek basimaydim. Aniden ortamin titresimi ve enerjisi degisti. Ne oluyor diye saga sola bakinirken, inanilmaz genislikte bir auranin icinde bana yaklasmakta olan Ataturk'u gordum. Yaydigi enerji benide icine alarak titresimimi yukseltti. Bana yaklasti ve "Heyecanlanma. Gel surda bir cay icelim seninle" dedi ve kolunu omzuma atti. Beraber buyuk bir cinar agacinin altina dogru yuruduk ve ordaki tahta masaya oturduk. Masa ortusu kareliydi ve etrafinda mutevazi tahta sandalyeler vardi. Oturduk, iki cay geldi. Ben cay bardagini tutarken, bardak birden kulce gibi agirlasti. Caktirmamaya calisirken bana "Rahat ol, soyleyeceklerimi dinle." dedi. Buyrun Atam dedim. "Senin isin genclerle. Onlara iyi bak. Onlar cok onemli ve sen onlara yol gostereceksin. Tamam mi guzel kizim" deyip, alnima yumusacik bir opucuk kondurdu ve ruya bitti. Yasadiklarim gercek gibiydi.

*********
Geçen sene rüyamda Atatürkümüzü gördüm. Bir at üzerinde idi, askeri üniforma ve kara kalpağı vardı. Atının üzerinde bir pelerin vardı o pelerini öyle bir kaldırdıki altından binlerce Mustafa Kemal'in askerleri çıktı ve her tarafa dağıldı. Bu rüya benim umutlarımı canlandırdı.

*********
Ben ortaokuldayken rüyamda Ataturk'u gördüm. Kedimi kaybetmişim, onu arıyorum. Bir anda Atatürk ve babaannem karşımda ve Atatürk'ün kucağında bembeyaz kedim! Onu bana veriyor...
Bu rüyadan bir süre sonra da annem rüyasında Atatürk'ün bizim evde dirildiğini görmüştu. Çok heyecanlandım bu rüyadan dolayi, zira babam gazeteci ve belki babamın da ülke kaderinde bir görevi vardır diye düşündüm.

*********




Yolunuz Ataturk'den gecenlerden olsun!

19/9/2017 tarihinde saat 9:19'da paylasildi.



Sevgiler!
Aasmaestefan@gmail.com

17 Eylül 2017 Pazar

Safaga Dogru

10 Eylul 2017 gecesi gokyuzunde isik ve karanlik arasindaki savasi izlerken gordum kendimi. Orda gibiydim neler oldugunu bilincim biliyordu. Savas cok cetin geciyordu ve malum grup cok zor durumdaydi. O an bunu hissediyor ve kendi kendime soyluyordum...Safaga dogru ilerleyisimiz basladi.


Ben yerden, gokyuzundeki savasi izlerken beyazlar icindeydim. Korkmuyordum ama biraz endiseliydim. Cunku savasin sonucunu ve ne zaman bitecegini merak ediyordum. Izledigim goruntulerde, beyaz bulut gibi bir gaz gokyuzunu sariyordu ve isik kuvvetleri, o gazlari, lazer benzeri sari bir isikla temizliyordu. Isik simsek gibi kivilcimlar sacarak, uretilmis gaz bulutlarina carpiyordu ve gazlar dagildikca gokyuzunde acilma, berraklasma oluyordu. Kelimlerle anlatmakta zorlaniyorum. Anlamak icin o ani yasamak gerekir. Asagidaki resim gorduklerime benzeyen bir karedir.


O anki bilincimle, malum grubun hava olaylarina nasil mudahele ettigini, dogal felaketleri olusturmak icin teknolojiyle neler yaptigini anliyordum. Bu gorduklerimin tam da kasirgalarin oldugu zamana denk gelmesi ilgincti. Cunku bunlari yapanlar, kendi ulkesine ve insanlarina bile acimiyorlardi. Ben bu kasirgalarin ve diger bir cok doga olayinin teknoloji ile uretildigine inaniyorum artik. Gokyuzunde izledigim de buydu. O gaz bulutlarinin isikla yokedilmesi bu yuzdendi.

Havadan yapilan spreyleme ile hem bizi hasta ediyorlar hem de gokyuzunde bir yapay gaz tabakasi olusturarak uyanis icin gonderilen enerjileri blokajliyorlar. Diger bir amaclari da tepemizde dolasan gemileri gormemizi engellemek. Boylece insanlar neler olup bittiginin farkina varamiyacaklar. En azindan onlarin plani bu. Ancak gordugum kadariyla savasi kaybediyorlar. Gucleri bitiyor. Son cirpinis olarak bizleri daha cok spreylemeyi hedeflediklerini gordum. Buyuk bir savas yaratmayi planladiklarini da gordum. Ama planlarini gerceklestirecek zamanlari yok artik. Isik kuvvetleri kontrolu ele geciriyor.

Solunum yollarindaki ani rahatsizliklar, ciltte kizarma ve yanma, ruhsal yonden sebepsiz sikinti ve hircinlik, major depresif bozukluk, kendini boslukta hissetme, icine kapanma ve yalniz kalma istegi gibi belirtiler, havadan yapilan spreylenme veya negatif enerji saldirilari yuzunden olabilir.


Bu Saldirilara Karsi Kendimizi Guclendirmenin Yollari:
Enerji alanimizi hep temiz tutmaliyiz. Gun icinde titresimimizi yuksek tutacak aktiviteler yapmaliyiz. Ornegin; muzik dinlemek, dans etmek, resim yapmak, doga yuruyuslerine katilmak, cocuklarla ve hayvanlarla zaman gecirmek, bizi gulduren filmler izlemek, bizi mutlu eden kisilerle zaman gecirmek, vb...
Elbette yasamimizda olumsuz olaylar olacaktir. Onemli olan bu olaylara takili kalmamak ve gecip gitmesine izin vermektir. Bunu yapmazsak hem an'da yasama firsatini kaciririz hem de frekansimizi dusurmus oluruz. Disardan eve geldigimizde kendimizi tukenmis ve yorgun hissediyorsak eger, gittigimiz yerlerdeki dusuk titresimli insanlari enerjimizle dengeliyoruz demektir. Yikanmak ve uyumak bizi yeniden sarj edecektir. Bulundugumuz alanlar ne kadar kalabalik olursa, o kadar cok enerji tuketiriz. Dengelemek, negatifligi temizleyerek donusturmek butun isik iscilerinin temel gorevidir. Ben her hastane ziyaretimden eve dondugumde kendimi cok yorgun ve halsiz hissederim. Sebebini bildigim icin hemen tuzlu suyla ellerimi ayaklarimi yikar, bir saat kadar uyurum ve toparlanirim. Yasadiklarimizin sebeplerini bilirsek cozumler uretmek kolaylasir. Bilgi guctur. Kabalin planlarini tersine cevirecek bilgiye, isiga ve bilince sahibiz.

Hizli Bir Hasat Yasiyoruz
Son bir haftadir kendimi ve cevremdekileri gozlemliyorum. Muthis bir hasat var hayatlarimizda. Cok ayrisma var ve birbirimizden kopuslar hizlandi. Simdiye kadar boylesine guclu bir hasat hissetmemistim. Kendimize en uygun kisilerle devam etmeyi seciyoruz. Elendikce azaliyoruz, sadelesiyoruz. Benzer frekanstakilerle bulusmalar hizlandi. Hayatimiza yeni kisiler girebilir.


Yola kimlerle ciktigimiz degil, onu kimlerle tamamladigimiz onemlidir.



Sevgiler!
Aasmaestefan@gmail.com






8 Eylül 2017 Cuma

4 Eylül 2017 Pazartesi

Yeni Dunyaya Dogru


Asagidaki cumleyi Mayis ayinda, ucuncu goz ekranindan okumustum. Bloga taslak halinde yazdim ama kisa bir yazi oldugu icin paylasmadim. Dun sabah yeni bir cumle okudum ve her iki mesaji ayni yazida paylasma karari aldim.

1- Dusuk Frekansa Takilanlari Zor Gunler Bekliyor: (Okuma tarihi: Mayis-2017)

Dunya'nin titresimi kademeli olarak arttigindan dolayi, ona bagli olan bizlerin de titresimimizin ayni orantida artmasi beklenir. Ancak eger bedenimiz uzerindeki enerji hatlarimiz acik degilse, bu yuksek titresimli enerjilerden gerektigi gibi yararlanamayiz. Bunun yaninda; korku, suphe, nefret, maddesel hirslar ve radikal dini inanclara takili kalirsak, frekansimiz dusuk kalacagindan; yukselmemiz daha da zorlasabilir. Madde bedenle enerji beden arasindaki bag zayif oldugu zaman, agir bir enerjinin etkisiyle derin uyku halimiz devam eder, bir cok hastalik ve sikintiyla yuzlesmek zorunda kalabiliriz. Ayrica dunya anneyle birlikte yukselis firsatini da kacirmis oluruz.


Dunyanin rezonansi yukselirken, manyetik alani da degisiyor ve onun bu yeni konumu bizi sevgi frekansina dogru goturuyor. Sevgi, sifalayici ve yaratici bir enerjidir. En yuksek titresimli enerji oldugundan butun negatiflikleri, hastaliklari hizlica donusturebilir. Bu yuzden caba gosterip, yeni enerjilere fiziken ve ruhen uyumlanmaliyiz.

Gelen cumle ile alinacak mesaj sudur: Yukarida saydigim sebeplerden dolayi yeni enerjilere uyumlanamayip, hala eski enerjiye takili kalanlar varsa, onlari zor gunler bekliyor. Cunku onlar secimini eskiden oldugu gibi devam etmekden yana yaptilar. Uykuda kalmayi sectiler. Bu yuzden hem fizksel hemde ruhsal olarak bazi etkiler yasayacaklar. Mumkun oldugunca yumusatarak yaziyorum. Mevcut hastaliklari daha hizli ilerleyebilir ve ruhsal yonden de tanimlanamayan depresif hallere girebililirler. Eklem ve kemik agrilari, bas agrisi, mide sorunlari, kanser, solunum problemleri, kalp ritminde bozukluk ve kontrolsuz duygu halleri bazi gorulebilecek etkilerdir.

Yeni enerjilere yavas yavas uyumlanarak titresimlerini yukseltenler ise; digerlerinin aksine, hastaliklari varsa daha cabuk iyilesecek, fiziksel ve ruhsal degisimleri cok hizli olacaktir.

Sevdiklerimize yardim edemedigimiz icin, uyanislarini saglayamadigimiz icin uzulebiliriz. Ama bilmeliyiz ki, herkes kendi mucizesini kendisi yaratir. Bilinc olarak uyanmaya hazir degilse, onlari rahat birakmak en iyisidir.


2- Dunya Birikmis Negatif Enerjisini Yuzeye Cikararak Arinacak. (Okuma tarihi 3/9/2017)

Dunya anne, icinde birikmis ne kadar negatif enerji varsa hepsini derinlemesine disari atacagi bir doneme girdik. Bu negatif enerji; uzerinde tasidigi, besledigi biz canlilarin yaratmis oldugu zararlarin yol actigi bir enerjidir. O bizim yuzumuzden hasta oldu ve artik bu hasta enerjiyi kendi icinde tasiyamayacak seviyeye geldi. Bu yuzden yuzeye atip rahatlamasi lazim.

O da canli bir organizma oldugu icin, tipki bizim gibi sorunlarini, hastaliklarini bulup kendini sifalayacak ve yeni manyetik alanina yerlesecek. Volkanlarin yanan kulleriyle atesi yukselecek, yagmurlarla atesini dusurecek, sellerle kendini yikayacak, firtinalarla fazlaliklarini atacak, depremlerle kirik-cikiklarini duzeltecek ve sonrada yavas yavas ayaga kalkip yenilenecek. Boylece butun negatif enerjisinden arinmis olacak.


Onun arinmasi bu sekilde oluyor. Yeni frekansina dogru yukselisi hizlandikca, dogal felaketler daha da artacaktir. Cocuklari olarak bizler bu olaya saygi duymali ve o kendini duzeltirken, biz de bu donemin en az zararla atlatilmasi icin elimizden geleni yapmaliyiz.

Bu arinmayi sadece o degil, uzerinde yasayan butun canlilar da yasayacaklar. Yani bizler de  bireysel olarak kendimizle son bir yuzlesme ve arinma yasayacagiz. Bedenimizde biriken negatif enerjinin sebep oldugu olaylari, hastaliklari ve sorunlari yuzeye cikarip yuzlesecegiz. Sonra da gerekli sifayi ve temizligi yapacagiz. Ayni olayi, ulkeler de yasayacak. Hem iclerindeki sorunlarla hemde birbiriyle olan sorunlarla ugrasacaklar. Bu donemde butun haksizliklari ve eksiklikleri belli eden olaylar olacaktir. Boylece yanlislari duzeltmek icin adimlar atilir ve gerekli sifalanmalar yapilir.

Her ne olacaksa veya nasil olacaksa...bir an once olsun. Cunku bu buyuk arinmanin sonucunda insanlik nihayet sevgiyi ve birlik olmayi ogrenmis olacak.


Bu iki mesaj moralleri bozmak icin degil; aksine, guzel seylerin yaklastigini mujdelemek icin yazilmistir. Bilgiyi alip ve pozisyonlarimizi belirleyelim diye...Dunya annenin kendi icsel arinmasini ve gezegensel yukselisini tamamlamasi icin bize her zamankinden cok ihtiyaci var. Ona sevgiyle destek olalim ve hep sifa yollayalim. Bunun cok faydasi olacaktir. Bizlerin dusunceleri ve secimleri, bu gezegensel yukselisin kolay olmasina yardim edecektir. Birikmis negatif enerjisini yumusakca atmasina yardim edecektir. Sevginin gucunu asla hafife almayin. Onu hep pembe sevgi enerjisiyle sarip temizlediginizi, sifaladiginizi imgeleyin.







Sevgiler!
Aasmaestefan@gmail.com




29 Ağustos 2017 Salı

Ne kadar Bilirsen O Kadar Guclu Olursun


Akil belli bir yasa gelmeden ozgurlestirilemez. Zihin bunu kaldiramaz. (Matrix filminden alinti)



                                       Bu yazida bana gelen bazi sorulari cevapladim.


Var Olan Herseyin Bilinci Var
Biz herseyi bilinc olarak yasiyoruz ve evrende var olan herseyin kendine gore bir bilinci var. Bu bilinc seviyesi onlarin evrimlesmesine bagli olarak gelisir ve buyur...

Daha once yazdigim gibi; dunya hayati ruh evrimlesmesi icin kullanilan bir okuldur. Bu mavi okulda, her seviyede bilinc var. Kimi okula yeni giris yapmisken kimisi de mezun olma doneminde. Bilinc seviyesi gelisirken ogrendiklerimizi algilamamiz da ona gore degisiyor. Her bir yasamimizdaki bilinc seviyemiz bir sonraki hayatimizdaki yerimizi belirliyor. Bu durumda su an yasadiklarimiz; bir onceki yasamimizda yaptigimiz secimlerin sonucudur. Buradaki secimlerimiz ise bir sonraki yasamimizin tuglalari olacaktir.

Cezalandirilma ve Odullendirilme

Yaptiklarimizla ilgili yaratici tarafindan verilecek bir odul yada cezalandirma yoktur. Kendimizi odullendiren de cezalandiran da biziz. Dogru secimlerimizle cenneti, yanlis secimlerimizle, cehennemi yasariz. Yasadiklarimizi dogru, yanlis yada gunah diye nitelendirmek, programlanmis zihnin dayatmasidir. Surekli korku ve sucluluk duygusuyla yasayarak kendimizi karanliga hapsediyoruz. Bizler deneyimlerimizle ogreniyoruz. Yaptigimiz secimlerle ilgili, kendimizi yada baskalarini yargilamak dogru degildir. Butun dersler zitliklarla ogrenilir. Saglikli olmanin onemini, hasta olunca anlayabiliriz. Sevginin kiymetini, onsuz kalinca anlayabiliriz. Iyi yada kotu diye tanimladigimiz hersey bize birseyler ogretir. Her ikisine de esit mesafeden bakarsak, yasam seklimiz degisir. Hepimiz kendi yolculugumuz icin burdayiz. Bu yolculugu, zihnimizin etkisinde kalarak yasarsak aci cekeriz, kalbe gore yasarsak mutlu oluruz.

Dunya Yasami Bir ilizyondur

Madde olarak algiladigimiz hersey aslinda ilizyondur. Simdi burda fiziken var oldugumuzu saniyoruz ama degiliz. Aslinda enerjiden olusmus birer hologramiz. Esas butunumuz baska boyutta yasarken kendimizden gonderdigimiz kucuk parcaciklarla, yani avatarlarimizla farkli katmanlarda ve boyutlarda yasami deneyimleriz. Dunya yasami da bu yerlerden biridir. Gercek sandigimiz seyler aslinda birer ilizyon...bir oyun. Gelisimimiz icin gerekli bir bilgisayar oyunu. Bellirli bir senaryoya gore hazirlanmis ve kurgulanmis bir oyun similasyonun icindeyken, yonumuzu secimlerimizle belirliyoruz. Aslinda fiziki hicbir sey yok etrafimizda. Hersey bosluk...enerji.. Beynimiz bize oyle gosterdigi icin biz var saniyoruz. Yedigimiz yemeklerden tutun, koku ve renklere kadar, belirleyici tek faktor beyindir. Beynimizdeki bilgisayarimsi bir sistem, projeksiyon yontemiyle bize ne gosteriyorsa biz onu goruyor ve ona inaniyoruz. Bu yuzden beynimizi disardan programliyorlar, dusuncelerimizi sekillendirerek yasamimiza yansitiyorlar. Bu bilgi ve teknolojiye sahip olanlar, nasil bir hayat yasamamizi istiyorlarsa bizi ona gore programliyorlar. Arac olarak; medyayi, film ve muzik endustrisini, egitim sistemlerini kullaniyorlar. Bizi tek tip dusunen robotlara donusturuyorlar.

Programlanabilir Varliklariz
Beynimizin bu programlanabilir ozelligi ile (alici-verici olmasi sebebiyle) sadece dunyadan degil, dunya disi irklarca da programlanabilir, kodlar veya yuklemler alabiliyoruz. -Download- tarzi bu yuklemler ya direk bilgi seklinde yada kodlar halinde gelebiliyor. Bu kodlar; geometrik sekiller, sayilar veya renkler seklinde olabiliyor. Meditasyon halinde veya ruya halindeyken gelen bu kodlari ve yuklemeleri bazen yakalamamiz mumkundur. Yuklemeler yapilmadan once renkli simler seklinde yagan enerji yagmurlari ile (isik banyosu) frekansimiz hazirlaniyor. Sonra yukleme basliyor.

Matrix Gercektir

Bence bizim gercek yasamimiz biz uykuya dalinca basliyor. Uyanikken yasadigimiz hersey bir ruya. Bunu bilirsek matrixten cikariz. Uyanis baslar. Sistem, biz uyanmayalim diye bizi matrixte (ruyada) tutmaya calisiyor. Bunun icin kullandigi en buyuk argumanlar; dinler, savaslar, egolar, sex, endiselerimiz, korkularimiz ve farkliliklarimiz. Zihnimizi surekli bunlarla mesgul ederek, bizi zihinde yasamaya zorluyorlar. Boylece uyanamiyoruz. Gozlerimiz sadece zihnimizin projekte ettiklerini goruyor ve onlari gercek sanip uyumaya devam ediyor. Boylece enerji bedenimizle, baglantimiz zayifliyor ve ucmak yerine fizik bedene hapsoluyoruz. Fizik beden en buyuk hapishanemizdir.

Dunya Yasayan Bir Organizmadir, Bilinci Vardir

Dunya canli bir varliktir. Bizim gibi onun da bilinci vardir. Disidir. Annedir. Hepimizin annesidir. Uzerinde tasidigi her canliyi o dogurmustur. Ismi Gaia'dir. Cok guzel ve fedakar bir annedir. Tarihimize yansimis bazi karakterlere kendinden parca yollayarak onurlandirmistir. Meryem Ana, Antik Yunan'da Gaia ve Hint tanricasi Shiva olarak..Bunlar benim bizzat gorsel olarak ogrendiklerimdir.



Gezegenler de Canlidir ve Bilincleri Vardir

Butun gezegenler de tipki Dunya anne gibi canlidir, bazisi disil bazisi da erildir. Tipki insanlardan bazilarinin erkek yada disi olmasi gibi..Butun gezegenler, uzerinde tasidigi varliklarca butune tamamlanmaktadir. Bu yuzden Dunya annemizi tamamlayanlar da sekillendirenler de bizleriz. Bizlerin dusunce ve eylemleriyle Gaia sekilleniyor. Insan bedeninde bu gorevi yapanlar ise hucrelerdir. Nasil hucrelerimizdeki tahribatlar bizi hasta edip oldurebiliyorsa, Dunya uzerindeki bizlerin kotu davranislari yada dusunceleri onu hasta edebilir, oldurebilir ve dengesini bozabilir.

Hersey Enerjidir ve Haliyle Aurasi Vardir

Nasil ki insanlarin aurasi varsa; Daglarin, denizlerin, koylerin, sehirlerin ve ulkelelerin de aurasi vardir. Insanlardan yayilan negatif enerjiler, uzerinde yada yakininda yasadigi dagin, topragin, koyun, sehrin veya ulkenin aurasini kotu yonde etkiler. O zaman Dunya annenin dengesi bozulur ve negatif enerjilerin yayildigi o alanlarda; depremler, seller, volkanik patlamalar gibi dogal felaketler yasanabilir. Kirli enerjiler topragi, bitkileri ve sulari etkiler..Verim duser.. Su an dunya uzerinde bu cesit negatif enerjilerin uretildigi yerler Turkiye, Suriye, Irak dahil tum Ortadogu ve Afrika'dir. Buralarda bilincli olarak negatif enerji uretimi yapilmaktadir. Cunku karanlik tarafin buyumesi, beslenmesi ve devamliligi icin negatif enerjiye ihtiyaci var. Astral planda iyilerle kotuler arasinda buyuk bir savas yapilmaktadir. Nedeni ise, Dunya annenin onbinlerce yilda bir yasadigi dongusel degisimdir. Hem enerji olarak hem de fiziken, pozitif yuk simdiki bulundugu yerden Turkiye, Ortadogu ve Afrika'ya geciyor. Bu yuzden buralardaki disil enerji portallarini kapatmaya calisiyorlar. Savasin, terorun, radikal islamin koruklenmesinin sebebi budur.

Dunya Bir Laboratuvar Gibi Kullaniliyor

Dunya, baska irklarca da bir laboratuvar gibi kullaniliyor ve gozlem altindadir. Daha once defalarca gelismis irklar tarafindan kolonilestirildi. Farkli gezegenlerden tohumlar ekildi. Bu tohumlar bazen yagmurla bazen de goktaslariyla indirildi. Hepsi planli ve programliydi. Dunya uzerinde gordugumuz bir cok bitki ve hayvan turunun orijini baska gezegenlerdir. Or: Yunuslar, balinalar Sirus gezegenindendir.

Yuzlesmemiz gereken diger bir gercek ise sudur:
Bazi dunya ici yada dunya disi irklar; insanlardan enerji uretmektedir. Bazilari da bizleri laboratuvarlarinda denek olarak kullanmaktadir. Tipki bizim hayvanlara yaptigimiz deneyler gibi. Hatta dunya uzerinde yasayan surungen tur; cocuklari hem yiyecek hem de sapikca ritueller icin kacirmaktadir...Bunun yaninda genlerimizle oynayan irklar da var. Insan dna'siyla farkli dna'lari sentezleyip ya dunyaya indiriyorlar, yada baska gezegenleri kolonilestirmede kullaniyorlar. Bircok devlet bunu bilmesine ragmen sessiz kalmakta ve hatta bazi ulkeler onlarla isbirligi yapmaktadirlar.

Ben negatif kan grubundaki insanlarin bir dis mudahele ile genlerinin degistirildigine, guclendirildigine inaniyorum. Cunku tasidiklari ozellikler benzer ve normal insanlardan daha ust seviyede.

Ozgur Degiliz

Bize ogretilen tarih, din ve cografi bilgilerin cogu yalandir. Bu yalanlar, bilincli olarak uygulanan bir uyutulma programinin parcasidir. Dogar dogmaz bize yapilan asilarla hem cipleniyoruz hem de hastalik yaratacak virusler kapiyoruz. Kontrol altinda tutuluyoruz ve ilaclarla bagisiklik sistemimiz cokertiliyor. Bizden alinan vergiler, asla bize geri donmuyor. Sistem bizi somuruyor. Birilerinin rahat yasamasi icin gerekli olan parayi farkinda olmadan onlar icin uretiyoruz. Koleyiz...Ozgur degiliz. Bize ozgurluk diye ogretilenlerin hepsi yalan. Hic ozgur olmadik. Programlanmis robotlariz. Ilizyondan cikana kadar, uyanana kadar da kole olarak yasamaya devam edecegiz...Bu yuzden uyanmamiz lazim.


Gelen sorular uzerine; Bir Kere Daha Sag ve Sol Beyin Farki

Sol beynimiz materyalisttir. Mantigini cok kullanir. Analizci, hesapci, sayisalci, somut gerceklere dayalidir. Kelimlelerle dusunur ve zihnin dilini iyi kullanir. Suphecidir, herseyin somut kanitini ister. Asla yuregiyle karar vermez. Sol beyinde eril enerji hakimdir. Egitim sistemleri genelde sol beyin endekslidir.
Sag beynimiz ise; yaraticidir, hayalperesttir, sezgilerle, duygularla hareket eder. Sanati sever. Muzigi, dansi, resmi sever. Butunsel dusunur. Kalple birlikte hareket eder. Ondan gelen mesajlara oncelik verir. Kalbin diliyle konusur. Sag beyinde daha cok disil enerji hakimdir. Yeni girdigimiz bu cagda artik sag beynimiz daha cok aktif oluyor. Bu yuzden basimizin sag tarafinda agrilar mumkun oluyor. (Islamda pozitifin hep sag tarafdan geldigine dikkat cekilmesini ilginc bulmusumdur.)


Osho'dan alinti yapmadan gecemiyecegim;
"Kalp her zaman risk almaya hazirdir, kalp kumarbazdir. Kafa ise isadamidir. kafa herzaman hesaplar...cok kurnazdir. Kafa gecmisi dusunur, kalp ise gelecektir. Kalp herzaman umuttur. Kalp herzaman gelecekte bir yerdedir. Kalp uzerinden yasamak, anlami kesfetmektir. Cesareti kesfetmektir."

Akasik Kayit Okuma

Dunya'nin tipki bizim gibi bilinci ve hafizasi var. Dunya baslangictan beri uzerinde yasanmis tum olaylari belli bir boyutta ve frekansta hafizasina kayit ediyor. Buna 'Akasa' deniliyor. Bu akasanin bulundugu frekansa baglanan canlilar burdaki bilgiye sahip olurlar. Akasik kayitlar telepatik sekilde kisilere veri olarak gelebilir. Ruya yada vizyon olarak gelebilir.Yada canli baglanilarak goruntu seklinde izlenebilir, okuma yapilabilir. Kehantler boyle doguyor. Kahinler, falcilar bu sekilde bilgi aliyorlar. Edgar Casey en buyuk 'Akasik kayit' okuyucularindandi. Iste bu izleme ve okumalar ucuncu goz kanaliyla acilan dijital ekrandan yapilmaktadir. Bu ekran sinema, tv yada bilgisayar ekranina benziyor. Internette yaptigimiz sorgulamanin aynisini ucuncu goz ekranimiz acikken de yapabiliriz. Tek farki; tuslarla yazmak yerine dusuncelerle sorgulama yapiyoruz. Bu olay hepimizde mevcut bir yetenekdir. Bu yetenegimizi kullanmamiz icin oncelikle ucuncu gozumuzun acik olmasi ve gunluk olarak bedenimizde yeterli derecede pozitif enerji depolamis olmamiz lazim. Cunku yeterince sarj olamazsak baglantimiz ya zayif olur yada hic olmaz. Ben hem yazili okuma hemde gorsel izleme yapabiliyorum. Baglanti surelerim bazen uzun bazen de kisa suruyor. Edgar Casey bu baglantiyi ve okumalarini saatlerce yapabiliyordu.


Dunyaya Gelis Amaci

Dunyaya ne zaman inecegimize, hangi misyonla gelecegimize, hangi temel dersleri alacagimiza, ruhsal bilincimizle biz karar veriyoruz. Bu secimi ruhsal evrimimiz icin yapiyoruz. Ancak dogduktan sonra bunu unutuyoruz cunku hatirlasaydik, olacaklari bilseydik, yasamin bir anlami olmazdi. Dogum zamanimizi ve mekanini biliyorsak; astroloji bilimi kullanilarak, ruhsal özümuz ve bireysel misyonumuz konusunda ip uclarina ulasilabilir.

Yeni Enerjilere Yeni Teknikler
Simdiye kadar ruhsal gelismemizi cesitli yontemlerle yapiyorduk. Dualar, mantralar, zikirler, ritueller vb... Artik daha yuksek titresimde enerjiyle tanistik ve eskiden kullandigimiz bu yontemlerin enerjisi yeni enerjiye gore daha dusuk frekansta kaliyor. Bu durumda yeni enerjilere uygun teknikleri denemek gerekir. Bunlar; resim yapmak, dans etmek, muzik yapmak ve dinlemek, davul sesi, su sesi, ruzgarin sesi, yanan atesin sesi, kus sesleri ve yagmur sesi dinlemek gibi tekniklerdir. Eski enerjiye ait yontemlerle calismak bize; simdikinden daha dusuk bir titresimi getirir. Oysa artik, o frekanstan ciktik. Dunya'nin rezonansi degisti. Artik yeni enerjiye demirlenmemiz lazim. Yaraticiligimizi on plana cikararak; sarki soylemeli ve kendi muzigimizi yapmaliyiz. Resim yapmali, bolca gulmeli ve dans etmeliyiz. Cunku biz daha iyisini hakediyoruz.




Sevgiler!

Aasmaestefan@gmail.com












20 Temmuz 2017 Perşembe

Icimizdeki Gucu Aciga Cikaralim

En cok gelen sorular:

Ben kimim?
Ben niye buradayim?
Tanri var mi?

Bu yaziyi okuduktan sonra bu sorularin cevabini kendiniz bulacaksiniz. Cunku en dogru cevaplar kendimizde. Disarda yasamaktan vazgecip iceriye girdigimizde; disarda aradigimiz her cevabin aslinda icerde oldugunu farkederiz. Hep baskalarindan bizi duzeltmesini ve degistirmesini, bizim yerimize dogrulari bulmasini ve secimlerimizi yapmasini beklersek gelisemeyiz. Hayatimiza giren insanlardan gerekli bilgiyi ve dersleri alalim ama zamani geldiginde tesekkur edip ayrilmayi da bilelim. Fazlasi bagimliliga donusur. O kisinin alanindan beslenerek kendi yeteneklerimizi koreltebiliriz. Kendi modemimiz varken neden baskasinin modemi uzerinden evrensel bilince baglaniyoruz ki?


En buyuk bilgelik, kendi kendimizle ogrenip, deneyimleyebildigimizdir. Ogrendiklerimizi, yasamimizda uygulayarak bize getirilerini bizzat gormeliyiz. Yalnizlik, bilgeligin efendisidir. Yalniz kalmaktan korkmayalim. Baska insanlara ve esyalara bagimlilik sadece bizi tutsak eden zincirlere birer halka daha ekler. Degismek icin gerekli olan bilgiyi aldiktan sonra kosemize cekilip, iceriye girip degisimi ordan baslatmamiz gerekir. Bunu saglayacak tek kisi biziz. Kendimiz, bu degisimi istemedigi surece, disardan yapilan kodlamalar, dna aktivasyonlari, sifa yada enerji calismalari bizde etkili olamaz. Oturdugumuz yerden, cayimizi icerken; uzaktan enerji calismasi yapan, dna aktivasyonu yapan, genclesme meditasyonu yapan insanlarin paylasimlarinin altina 'evet' yada 'kabul ediyorum' demekle de olmaz. Degisim; disardan ice degil, icerden disa dogru olmalidir. Cunku kapilar sadece icerden acilabilir. Eger siz icerde degilseniz, disardan gelene de kapiyi acamazsiniz. Ilerleyis, uyanis kendi kendimizle olan bir mucadeledir. Bilinc olarak hazir olmadikca gerceklesmez. Bilinci hazirlamak da bilgiyle olmalidir.

Bizler evrimlesme zincirindeki en zor halkada, dusuk frekanstaki bir boyutta; ozgurlesmeyi, yaraticiligi ve sevmeyi deneyimliyoruz. Tanrisalligimizi hatirlamaya calisiyoruz. Hepimiz, sinirli bir madde beden icinde hapsolmus tanrilar ve tanricalariz. Kundakla sikica baglanmis yeni dogmus bebekler gibiyiz. Madde beden yuzunden hareket alanimiz sinirli. Gercekte; ozumuz isiktir. Kaynagin, yaraticinin; ta kendisiyiz. Yaratabilir, sifalayabilir, ucabiliriz...Hatirlayabilirsek...
Tanriyi bize, disarda aramayi ogrettiler. Oysa 'O' hep icimizdeydi...Kendimizi, disarda arayacak kadar kaybolmus olmamiz ne kadar aci. Herbirimiz, bir butunun milyarlarca parcasi olarak, degisik katmanlarda yasami deneyimlemeyi secerek geldik. Boylece tum ogrendiklerimizi ortak bilincte toplayip birbirimizle paylasacaktik. Bu yuzden birimizin yasadigi hepimizi etkiler. Tipki arilar gibi... Arilari ve yasam sekillerini inceledigimde benzer bir filmi izler gibi oluyorum... Kendine hizmet aski...



Lutfen tanrisalligimizi unutup, baskasinin tanricilik oynamasina, bizi kontrol etmesine izin vermeyelim. Hepimiz birbirimizin eksik yonlerini tamamliyoruz, birbirimizden ogreniyoruz. Kimse kimseden daha ustun degildir. Enerjisinden emin olmadiginiz insanlarla ortak baglanmamaya dikkat edelim. Mudahelelerden, enerjimizden beslenenlerden korunalim. Unutmayin bitkiler gibi insanlar da birbirlerinden enerji cekebilirler. Iyi bir insanin enerjisiyle beslenerek yukselebilecigimiz gibi, kotu niyetli bir insanin, yukselisine yakit olabilecegimizide unutmayalim. Kendi gucumuzun farkina varalim. Zihnimizi susturup ic sesimizi dinleyelim. Sessizligi ve yalnizligi sevelim. Kim oldugumuzu hatirlamaya calisalim...



Ruhsal ve Fiziksel Gelismemize Katkisi Olabilecek Oneriler:

1- Uyaninca 'Mucizelerle dolu, saglikli, sevgi dolu bir gune merhaba' deyin. Gunesi dogarken karsilayin ve selamlayin.

2-Dislerinizi fircalarken aynaya bakin ve kendinize gulumseyerek 'Bugun yine harika gorunuyorum, saglikliyim ve guzelim' deyin.

3-Dus alirken basinizdan akan suyun, butun bedeninizi yikayarak sizi negatif enerjiden arindirdigini temizledigini dusunun ve suya 'Beni temizleyip arindirdigin icin tesekkur ederim' deyin.

4-Kahvalti masasina oturdugunuzda, butun ac olan canlilar icin sifa ve yemek dileyin. Vijdanli insanlarin arttigini ve yemeklerini, olmayanlarla paylastigini hayal edin.

5-Yemekleri hazirlarken sukur ve sifa kodlamasi yapin. Boylece yerken sifalanirsiniz. Yedikten sonra sizi doyurup sifaladigi icin tesekkur edin.

5-Bahcenize ektiginiz tohumlari agziniza alip oyle dikin. Boylece sizin bedeninizin gerekli oldugu mineralleri, proteinleri ve vitaminleri dna'nizla birlikte o sebzelere transfer etmis olursunuz. O bitkiler tam da sizin ihtiyaclariniza gore gelisecek meyve verecektir. Siz yerken sifalanirsiniz.

6-Suyun hafizasi vardir, nereniz agriyorsa, suyu icmeden once o agriyi gecirmesi icin kodlayin, tesekkur edin ve oyle icin.

7- Gun icinde mutlaka 15 dakika kadar Gunes altinda oturun veya ciplak ayak topraklarda cimenlerde gezin yada durun. Gunes enerjisi size hem sarj edecek hem de sifalayacaktir. Ciplak ayak toprakta yada cimenlerde durmak topraklanmanizi saglayacaktir.

8- Gun icinde, 1 saat kadar tum teknolojilerden uzak durup, gozlerinizi kapatin ve nefes alis verislerinize konsantre olarak, sessizligin, yalnizligin tadini cikarin.

9-Kotu ruyalarinizi, ve anlik kotu hislerinizi red edin. O an'a gidip gorduklerinizi, olumlu sekilde degistirin ve 'oyledir' deyin. Siz bu degisime kalpten inanirsaniz gercekten de degisecektir. Inanarak yapmazsaniz, degismeyecektir.

10-Korku, endise, sucluluk, cezalandirilma ve suphe gibi negatif duygularin esiri olmayin. Bu duygularimizin yasam alani kok, sacral ve mide cakrasidir. Bu cakralardaki enerji akisini duzenleyin. (Gokhan Kirdar'in muzikleri bu baglamda mucizeler yaratacaktir. Tavsiye ederim)

11-Kendinizi gelistirmek icin tek bir yerde takili kalmayin. Arastirin, okuyun, sorgulayin..Dogru cevaplari hep ic sesinizden dinleyin. Ordaki ses kalpten geldigi icin herseyi dogru bilir. yalnizca sesin zihinden gelmemesine dikkat edin yeter.

12-Bes elementle temas, bize her zaman iyi gelecektir.

(Bos zamanlarimda bu maddelere ekleme yaparim)

Sevgiler!

Aasmaestefan@gmail.com